başörtüsü sünni müslümanların tamamına göre dinin kesin bir emridir. kebairden olmayan küçük günahlar arasında yer alır. diyanet işleri başkanlığı bu hususu her defasında dile getirmektedir. bu konuyla ilgili sık sık vurgulanan aile baskısı meselesi de dinin emridir. ehl-i sünnete göre küçük çocuklar ergenliğe kadar başörtüsü takmaya ve namaz kılmaya zorlanır. hatta gerekirse hafifçe dövülür. bu hadislerde vardır. 20. yüzyıl modern kafaları bunu beğenmiyor diye din değişmez. allah kadir-i mutlak'tır, o ne derse o olur.
islam dinine göre kişinin sadece inanması onu hayırlı bir insan yapmaya yetmez, amelleriyle imanını güçlendirmesi şarttır. dolayısıyla başörtüsü takmak her müslaman kadının görevidir. yabancı erkeklerin yanında başını açtığı takdirde günahkar olur. yine sünni alimlere göre saçın bir telinin gözükmesi bile haramdır. yani zülüfleri açıkta bırakan ve tsk'nın, atatürkçülerin vurguladığı örtü haramdır. bazı insanlar türban takmayın, o siyasi simge diyor; ama önerdikleri bütün örtüler saçın bir kısmını veya boynu açıkta bırakıyor ki, boynu örtmek kuran ayetiyle emredilmiştir. saçtan bile daha kesin olarak boynun örtülmesi farzdır.
gelelim sadede. türkiye cumhuriyeti'nin yetkilileri başörtüsünün rejim aleyhtarı veya çağ dışı olduğunu düşündükleri veya başka birşey için bu örtüyü bazı alanlarda yasaklamışlardır. onların bu yasakları kendi laik-demokratik değerleri içinde tartışılır. islamı zaten kabul etmeyen bir devlet olarak türkiye kendi anayasal ilkeleri ışığında başörtüsünü mahzurlu görüyorsa bu meşrudur. devletler böyle hüküm sürerler. dolayısıyla bugün devlete yapılacak itirazlar da temelde kurana değil anayasaya dayanmak zorundadır. bu işin dünya tarafı. isteyen yasaklar, isteyen dışlar, isteyen nefret eder, isteyen iftira atar, isteyen alay eder... allah kuranda belirttiği üzere insanlara emirlerini çiğnemek için mühlet vermiştir. kullar dünya hayatında allahın kanunlarına istediklerini reva görebilirler. sözgelimi "allah yok" diyebilirler, "salakların tanrısı" diyebilirler, "peygamberin (sav) hanım sayısını dert edebilirler", "başörtülüler teröristtir" diyebilirler...
gelelim işin öbür tarafına. hiss-i kablel vuku ile aşikardır ki allah vardır, muhammed (sav) onun kulu ve elçisidir. ahiret haktır. allah bütün insanları; başörtüsü takanları, takmayıp saygı duyanları, takmayıp alay edenleri, takmayıp yasaklayanları, tanrıyı takmayanları ruz-i mahşerde toplayacaktır. ve herkesten hesabını soracaktır. allah diniyle alay edilmesine, emirlerine uyan müslümanlara zulmedilmesine razı olmaz. tekrar söylüyorum laik-demokratik ilkeler ışığında haklı olabilirsiniz, ama allah katında haksızsanız kıçınız fena pişecektir. bu işin kanunu bu, kullar allah karşısında başörtülülerin devlet karşısında olduğundan çok daha acizdir. o şedid-ül ikab'dır. allah intikam almayı sever.