influenza a. hepimizin bildiği adıyla grip virüsü.
dün -8 derecede kara saplı arabayı temizlemeye ıslak saçlarla çıkınca kaldım mı ben kuranderde, üşüdüm mü, üşüdüm. üstüne akşam yemeğe grip olmuş bir arkadaşım geldi. bende zaten hafiften bi üşüme, burun akması başladıydı, sonra gece nefis bir sohbet, bira bilgisayar derken geç yatıldı ve sabah kalktım ki konakçısı olmuş benim bünye bu virüsün.
sevgili anneannem bazı sabahlar kalkıp; 'heryerlerim ağrıyor, gece dayak yemiş gibiyim, sanki birileri etlerimi çiğnemiş, sopayla sırtıma sırtıma vurmuş' diye kriminal detaylı raporlar verirdi, ben de çocuk aklımla dalga geçerdim, heyhat, doğru söylüyomuş kadın.aynısından bende oldu. heryerim dökülüyor, sırtım, belim, acayip ağrıyor, kafam derseniz içine gece bir arı kolonisi yerleşmiş tam kapasite uğulduyor, imkanı yok nefes alamıyorum, nefes almaya zorladıkça kendimi akciğerim ağzımdan gelecekmiş gibi pis bir öksürük krizi. bacaklı bir ateş.bir 39 , 15 dk geçmeden bir bakıyorum 36,5. yarım saat sonra 38,5.bide şehir dışında işim vardı. gitmem mecbur. güç bela eve döndüm.theraflu aldım, uyku da veren bir ilaç kendisi. saat 5 te bi yatmışım. bu saate kadar.
c vitamini, nefes spreyi, bol kış çayı ile şimdi daha iyiyim.ağzımın tadı yok ama, herşey sunta, saman kıvamında, o yüzden turşu, acı gibi uç tatlar peşindeyim. bi de işte böyle önüme gelene ikinci üçüncü baskı olmak üzere, nerelerim nasıl ağrımış, nasıl nefes alamıyorum, hangi ilaç,çorba, vitamin muhabbeti yapıp bayıyorum, [bkz. bu yazı ] kırk yılın başı hastalanınca olur öyle deyip katlanın lütfen. ha bide bana bi şey olmaz demeyin, vitamin alın.