dedi ki "yanlis dusuncelere
kaptirmissin kendini, bunlari silkelemedikce
goremezsin gormen gerekeni.
sandigin gibi yeryuzunde degilsin:
yildirim bile buradan duserken, senin
yuvana donusunden agir gider"
guler yuzlu bu kisa sozler
ilk kuskumu giderdi,
ama baska kuskunun ardina takildim,
dedim ki "saskinliktan kurtulup rahatladim;
ama simdi de bu hafif nesnelerin arasindan
nasil yukseldigime ermiyor aklim"
acircasina icini cekti once, ardindan
atesler icinde cocuguna bakan
bir ana gibi bakti bana ve sunlari dedi:
"nesnelerin arasinda
bir duzen gelismistir;
evreni tanriya benzeten iste bu duzendir.
yuksek yaratiklar, oncesiz sonrasiz degerin
izini goruruler burada, bu deger ana erektir
gordugun duzen onun icin gelistirilmistir.
her yaratik, dedigim duzende
icinde bulundugu kosula gore
ilkesinin az ya da cok yakininda yer alir;
her birinin varlik denizinde
kendisine verilen icguduyle
bir baska limana girmesi bundandir.
atesi aya dogru bu icgunu cikarir,
ôlumlu yurekleri o carptirir,
topragi bir araya getirip sıkıstırır: