uht(ultra high temperature),yani 145 derecede sıcaklığa maruz bırakıldıktan sonra marketlerdeki yerini alan oradan da yok içinde kalsiyum var yok içinde fosfor var,yok protein var diye pazarlanan aslı bozulmuş gıda.tamam içinde kalsiyum var da önemli olan içindeki değil,içtiğim zaman benim içime geçen(barsaklarımdan emilen) kalsiyum miktarı.senin sütünün bize bu açıdan faydası yok.içinde protein var,faydalı enzimler var diyorsun,tamam var doğru da onun içindeki değil,benim içime geçen protein,enzim beni bağlar.145 derecede senin o proteinlerin senin o enzimlerin ne hale geliyor ondan bahsetmiyorsun...ben 145 dereceye çıkarmazsam içindeki mikropları öldüremem,sütte bozulur senin mantığına göre.kardeşim herhalde bozulur,insan bile bozuluyor zamanla...zaten ben onu makul bir sürede bozulabilen yani doğal bir gıda olduğu için içiyordum sen bunu anlamadın..sen bakteriyi öldürmüyorsun aslında,içinde bakterinin bile üreyemediği yeni bir süt icat ediyorsun uht ile.çok karmaşık düşünmeden de anlaşılabilineceği üzre içinde bir aciz bakterinin bile üreyemediği bir gıda bana ne fayda sağlayacak?bir kaç gün sonra çoğalıp sütü bozacak dediğin mikropları öldürürken,benim sütten alabileceğim faydalı mikroorganizmaları*. da öldürüyorsun bu da cabası...e ben ne anladım bu sütten?sonuç olarak uht süt içmeyelim,içirmelim...illa içilecekse günlük süt içelim.günlük süt demişken de hangi günlük süt?markete gidiyorsun günlük süt yazmış üstüne,son kullanma tarihi bir hafta sonrası...adamlar resmen dalga geçiyor.nasıl bir günlük anlayışıysa...ne yapalım peki?bu şartlarda gerçek sütü elde etmenin iki yolu var:birincisi anne sütü.(buna belli bir yaştan sonra ulaşmak mümkün olmuyor) ikincisi piyasada gerçek ''günlük'' süt araştırması yapmak.şansınız varsa yaşadığınız şehirde bunun satışını yapan bir market vs. buldunuz buldunuz,bulamadınız uht içmeyelim,içirmeyelim.