bu şehir öyle bir beyefendiyi bir daha göremeyecek ona yanıyorum.
acı daha tazeyken seksenli yaşlardaki, 25 yıllık komşusu yanıma yaklaşıp bu cümleyi sarfedip ağlayarak uzaklaştı. cenazesi o kadar kalabalıktı ki, onu sevenleri bağrına sığdıramadı. oysa sadece gönül insanı, muhabbet adamı ve hoşgörülü bir kişiydi.
evet şehrin beyefendisiydi, onlarca kruvaze takım elbisesi, angora yününden imal süveterleri ve bir çok iskarpin ayakkabısı vardı. çok titiz giyinir, insanlara cömert ve alçakgönüllü yaklaşırdı. hak ve hukuk onun için vazgeçilmez ilkelerdi.
birgün zengin bir müteahhitle hararetli bir konuşma içindeyken rast geldim,
müteahhit toki ihaleli 1600 dairelik işi vermek istiyor ama kar çok düşük olduğu için merhum kabul etmiyor sıkı pazarlıklar süregelirken, müteahhit pişkin bir biçimde; aman abi sende, a kalite değilde b kalite mal kullan o şekilde kar et diyor. merhumun gözünde bir ateş beliriyor, hışımla kalkıyor ve; efendi ben yıllar yılı zor şartlar da para biriktirip, hayatın sillesini yemiş, bir ev sahibi olabilmek için herşeyinden kısan vatandaşıma b kalite mal kullanmam! diyor.
müteahhit şaşırıyor, çünkü hep önerdiği fakat kimsenin ses etmeden aklına yatan bu fikir merhumun sinirini oldukça bozmuştur.
müteahhitin bu olaydan insanlık dersini alıp almadığı meçhul. ama şöyle bir gerçek varki o beyefendi sadece üstüne başına giydiklerine dikkat etmiyor, aynı zamanda insanların hak ve hukukuna da dikkat ediyordu.
altı kardeşin ortanca olanıydı ve evin neşesiydi, ziyaret edilmesi gerekenler listesinin herkes için baş aktörüydü.
insanlara onu nasıl hatırladıklarını sorduğumda aldığım cevap genelde; 'güler yüzlü, al-i cenap, kendisine ve çevresindekilere özen ve saygı gösteren bir kişi' oluyor.
vefatından sonraki ilk bayram akrabalarla evinde buluştuk, zaten dede ve babaanne sağken hep orda olurlardı ve bizim buluşma noktamız olurdu o ev sürekli. uzaktan akrabamız olan kişilerde vardı, aralarında 25 yaşında doğarken oksijen yetersizliği sebebiyle spastik rahatsızlığı olan bir gençte vardı, ufak tefekti, geçirdiği hastalıklardan dolayı çelimsiz kalmıştı ama hepimiz onu çok severdik, cimbom hayranıydı. 'rahmetli türk telekom arena stadının açılışında beni arayıp stadınız hayırlı olsun demişti, daha sesi kulaklarım da' deyince, herkesin gözüne 1 damla yaş, boğazına büyük bir düğümlenme oturuverdi. uzaktan akrabamız olmasına rağmen o çocuğu mutlu edebilmek için, büyük bir alçakgönüllülük ve özveriyle onu arasıra arıyor ve gönlünü alıyordu. sadece bize değil, herkese o tevazu ve alçakgönüllülüğü gösteriyordu.
daha buraya yazamadığım bir çok anım var bu saygıdeğer beyefendiyle.
evet bir daha böyle bir beyefendi gelmeyecek bu dünyaya, keşke bir hakkım olsa ve onu getirsem. ama nafile.
peki ben kim miyim? o adamın en sevdiği yeğeniyim, ve onu gerçekten çok özledim.
bu mecrada ki binlerce insanın önünde muhterem anısını yad ediyor ve saygıyla anıyorum.
ya'rab kabrini pur nur eyle.