sazını söyleyeceği türküdeki coşkuya göre ayarlayabilen bi adamdır. en cozurtulu kayıtlarında bile mest olursunuz dinlerken. hayatını okusanız inanamayacağınız derecede yüksek bir eğitim almış bir opera sanatcısı olduğunu duyunca inanamazsınız. eşinin ilk nezarethanede sesini duyarak merak ederek tanıştığı dilden dile anlatılan bir efsanedir. " bu nasıl istanbul? her yanı zindan içinde" diyerek efkarlandırırken komşu hücrelerdeki bugünün büyük şairlerini, sonradan eşi olan sıdıka hanımın da yüreğini burkar bu müthiş ses. hücrelerde işkenceler devam ederken büyüleyici bariton sesiyle aydınlatır ahmet arifin yüreğini. bugün özgünmüzik denilen müziğin icracılarının içinde onun eserlerini söylemeyen yok gibidir. ama ben bugüne kadar hiçbirinin ağzından şöyle hatırı sayılır bi teşekkür dahi duymadım. en büyük teşekkürüm bugüne kadar vitrine cıkmış yirminin üstünde albümünü bizlere sunan değerli ve de rahmetli eşi sıdıka su hanımefendiyedir. iyiki saklayıp kollamış da tüm o cızırtılı plakları bugün öleli yirmi sekiz yıl olmuş bu büyük sesi her fırsatta dinleyebiliyoruz...