Şöyle örnek vereyim, gülen cemaatini iyi anlatsın. Ancak bu iş için öncelikle savcı olan kişinin, ailemizden biri olduğunu söylemeliyim. Eniştemin kardeşi bu konuda çok çaba gösterdi, bu şerefsizi içeri atmak için elinden geleni yaptı. Anlatmaya başlayayım..
Öncelikle hedef, ihtiyaca muhtaç insanlar. bu yüzden hedef olanlar daha çabuk tav oluyorlar. senin annen baban veya aile bireylerinden bir tanesinin olmadığını düşünelim. annemiz veya babamız ölmüş veya her ikisi ölmüş, maddi ve manevi ihtiyacımız var. sana yardım ediyorlar karşılıksız ilk etapta. seni okutuyorlar, ev veriyorlar, cebine harçlık veriyor, seni eğitiyorlar. En önemlisi "akrabalarının" yapmadığı şeyi sana yapıyorlar. sen ona karşı bir sevgi ve bir minnettarlık duyuyorsun ister istemez.
seni eğitiyorlar, iyi yerlere getiriyorlar, üniversite, kpss hazırlık derken bir bakmışsın seni işe bile sokmuşlar. devletin en iyi kurumundasın. işte her şey burada başlıyor. bir gün pat telefon geliyor. "selamunaleyküm beni hatırladın mı, sana yardım etmiştik" diyor?! yani bir zamanlar sana yardım edenler sana ihtiyaç duyuyor. sende zaten onlara karşı bir minnettarlık, bir borçlu hissediyorsun ister istemez. senin cevabın "evet abi, hatırladım nasılsın" olunca, muhabbet ilerliyor. karşı taraf diyor bu sefer, "ya bize şu evrak lazımdı" veya "şu işi bize ihale eder misin?". işte her şey burada bitiyor.
daha da içine girersek, apartmanlardan örnek verelim. adamlar sohbet adı altında, toplanıyorlar. örgütleniyorlar ve beyin yıkanıyor.
not: bu yazdıklarımın hep eniştemin kardeşi olan savcı tarafından ve bu savcı da bir zamanlar fethullah gülen'e açtığı davalardan ötürü biliniyor. Son noktasına kadar gerçektir.