Günümüz tıbbı insan bedenini vücut ve beyin olarak iki parçaya ayırıp o şekilde tedavi etmeye çalışmaktadır. Bunun arkasında kartezyen düşüncenin varlığını görebiliriz. Fizyologlar insan bedenini makine olarak algılarlar. Bunun arkasında ise Newtoncu dünya makinesini görebiliriz.
Söz konusu insan olunca tedavinin 3 yönü vardır. Bunlar biyolojik, psikolojik ve toplumsal yönleridir.
Biyolojik tedavide hepimizin bildiği üzere bünyenin akışındaki düzensizliği gidermek amaçlanır.
Fakat pek bilinmeyen ise psikolojik tedavidir. Placebolar bunlara en büyük örnektir. Hiç bir işe yaramayan boş ilaçlar insanlar inandırıldığı takdirde çözümsüz hastalıkları dahi tedavi etmiştir. Bunların örnekleri vardır. Bu noktada insan beyni ve biyomanyetoloji çalışmaları yurtdışında devam etmektedir. Fakat bu örnekten ve günümüz fiziğinin ulaştığı son aşamalara baktığımızda şunu rahatlıkla deriz ki bilmemiz gereken düşüncelerimizin kendi bedenimiz ve başka bedenler üzerinde etkisi olduğudur. (Tabiki bu etkinin ölçüsü halen belirsizdir, enazından bilimsel olarak.)
Konuyu fazla dağıtmadan aşikar olduğu üzere hepimiz tıbbın günümüzde hızlı bir şekilde geliştiğini okuyoruz veya görüyoruz. Burada sorulması gereken tıp gelişiyor fakat neden hastane sayıları artıyor? Neden tek bir hastalık için onlarca ilaç var? Acaba tıp günümüzde en büyük kaçıncı sektör durumuna gelmiş durumda? Neden üzerinde ölüme dahi neden olabileceği yazan ağrıkesicileri kullanıyoruz? Acaba tıp eğitimi alanlar yeterli düzeyde farmakoloji eğitimi alıyor mu? Yoksa yazdıkları ilaçları ilaç şirketlerinin çıkardıkları dergilerden mi yazıyorlar?
Bu noktada prof. dr. Ahmet R. Küçükusta diyorki yazdıkları ilaçlar karşılığında tatil kazanan doktorlar bile var. Aşikar olduğu üzere artık bu bir sektördür. Tıp sektörüdür.
Doğrudur insan insanın kurdudur. Fakat bu hiçbir zaman bukadar olmamıştır. Bizim hastalığımız birilerinin cebindeki paradır. Böyle bir toplumun nefret dolu olması kadar doğal birşey yoktur. Kendisini ezenin yerine geçtiği zaman aynı onun gibi davranması kadarda ahmakça birşey yoktur.