panik atak denilen şey aslında bir hastalık değil panik bozukluk adı verilen hastalığın parçasıdır. ha şimdi öldüm, ha şimdi ölüyorum demen de gerekmez illa ayrıca. büyük bir kısmı böyleymiş evet ama temel problemlerden biri de atak anlarında dürtü kontrolünü kaybetmektir. cinnet anı dersek yaşayanlar ne demek olduğunu gayet iyi bilir, çıldırmak üzere olan bünyenin ya kendime şunu yaparsam ya etrafımdakilere bunu yaparsam diye kendini yiyip bitirdiği andır.
hızlı ve yüzeyel nefes alırsın o anlarda. zararlı olduğunu bilsen bile derin ve sakin nefesleri asla beceremezsin. aldığın oksijeni sanki ciğerlerine değil de aldığın gibi dışarı veriyormuş gibi hissedersin. daha fazla nefes almak istersin, daha da fazla nefessiz kalırsın. işte o cinnet anında aklından milyon tane düşünce geçer. her birini yapmamak adına her dakikanın her saniyesinde kendine, bedenine hakim olmak zorunda kalırsın. kendini tutamayacağın bir saniye bile dönüşsüz sonuçlara yol açabilir çünkü. o kadar yorucudur ki bu.. her saniye o cinnetle savaşmak. ve o kadar korkutucudur ki.. ya olur da bir saniyeliğine kendime hakim olamazsam düşüncesi. duvarlar üzerine üzerine çöker sanki, hayattan kopar gidersin, sanki o gözler senin değilmiş de bir sinema ekranından bakıyormuşcasına soyut gelmeye başlar her şey. ağlamaya başlar, kurtulmak istersin, bitsin gitsin, her şey sona ersin o anı yaşamaktansa.. ama tabi nolursa olsun güçlü durmak, o anın geçeceğine inandırmak lazım kendini bir yerde. yoksa hoş olmayan şeylerden son anda dönebilir, hatırladıkça da daha bir panikleyebilir insan. mideye indirmek üzere kapağını açtığı bir kutu antidepresanı son anda koşa koşa çöpe atmak da dahil buna..