tanıtımlarını gördüğümde; televizyoncuların yıllardır işlemekten bıkmadıkları konu olan doğu'da kadının yeri, töre vs. ile ilgili bir film olduğunu düşünmüş; diziyi diğerlerinden ayıran unsurun daha yüksek bir çekim kalitesine sahip olması sanmıştım. oysa yanılmışım.daha çok farklar varmış arada. bu kadar erken saatte yayınlanan bir dizide aile içinde yaşanan tüm pisliklerin burnumuzun dibine iğrenç bir şekilde sunulması ve bunların çocukların da izleyeceği düşüncesi beni çıldırtıyo. bir erişkin olarak 2 dakika tahammül edemediğim bu sahneleri bir çocuğun izlediğini düşünmek bile istemiyorum. evet bunlar acı gerçekler , yaşanan şeyler ve kapalı kapılar ardında kalmaması gereken şeyler ama bu şekilde aşabileceğimiz bir konu da değil.
temelde yer alan figür yine "kadın" ve artık özellikle son yıllarda yayınlanan tüm dizilerde kadınların tecavüze uğraması, kendi isteğiyle de bir erkekle beraber olsa bunun kötü bir şey olarak ekranlara yansıtılması, ailesi tarafından bu yüzden reddedilen, yaşadığı ilişkiler sonucunda çevresi tarafından dışlanan kadınların çilekeş hikayesini izlemek zaten bilinçaltımıza işlenen öğrenilmiş çaresizliğimizi perçinlemiyor da ne yapıyor? neden hep kadının bedeni üzerinden öyküler yumartlatılıp ısıtıp ısıtıp önümüze sunuluyor? kadının tüm bunlar karşısındaki acizliği bu acizliği yenme çabası belki de yenmesi artık bizlerin izlemek istemediği bir şey. çünkü artık bunların hala öyle kabul görüyor olsalar bile acizlik olarak beynimizde iyiden iyiye sokulmaya çalışılmasını istemiyoruz.istememliyiz.