tuzak mesafe ilişkisi

entry5 galeri
    1.
  1. büyük heveslerle başlanıp; büyüğün yanında küçük kaldığı kırgınlıklarla sonuçlanan ilişkidir, genelde.

    çok tatlı gelir başlarda. normal şartlarda sms atmaktan nefret ettiğiniz halde bile, o gün boyu mesajlaşmalar size tahmin edemeyeceğiniz kadar şiddetli bir şekilde endorfin salgılar. genelde konuşma saatleriniz bellidir. müsait olduğunuz saatleri çakıştırmamaya çalışır, ikinizin de evde olduğu saatlerde gecelerce telefonda konuşursunuz. yahut gün içerisinde "aşkım napıyosun bitti mi dersin?"li kısa süreli konuşmalarla da pekiştirilebilir bu durum.

    zamanla ufak tartışmalar başlar. fakat bu tartışmalar mevzu bahis ilişkinin uzak oluşundan mütevellit iki taraf tarafından da anlayış çerçevesi oluşturup kısa kesilir, başlarda. sonra bu tartışmalar minik kaprislere dönüşür, bazen de kıstasa. erkek olan arkadaşlarıyla dışarıya çıkıp içtiğinde, kız olanın da bunu yapması gerekiyormuş gibi bir zorundalığa itilir ilişki. yahut kız olan bir iki kez sinirlenip surata telefon kapatmışsa, erkek de o an hissettiği duyguyu ona da hissettirmek için ilk fırsatı kollar. bu rekabete dönüşen ilişki bir süre sonra kendi çatlaklarını oluşturur.

    mesajlaşmaktan tuş takımı eskittiğiniz telefonunuzun o eski hali size mutluluk vermekten vazgeçere bir süre sonra. sıkkınlığa dönüşür. ilk başlarda bir hevesle mekan ve durum ayırt etmeksizin mesajlaşıldığı için, arkadaş ortamında gıcık olunan bir tipe dönüştüğünü farkeden çiftimiz buna el koymaya kalkar. ilişkinin gidişatını değiştirmemek için de, direkt olarak söylemek yerine anlayış bekleyen bir tavırla "hayatım erollar'layım, ya bi mevzu var da ciddi ben sana sonra mesaj atayim mi?" haline bürünmeye başlar. zamanla bu "aşkım ya alperler geldi, gitsinler de ararım seni"ye, "bebeğim batak atıyoruz, kızıyolar mesaj atmama"ya, "ya neyini merak ediyosun ki? sinemadayız dedim ya!"ya kadar evrimleşir.

    pek tabi bu laubalik uzakta olmanın doğurduğu stres yüzünden de normalden fazla bir şekilde şiddetlenebilir.

    tuzak mesafe ilişkisinin en güzel yanı; uzun süre sonra ilk defa görüştüğünüz andır. gün boyu siyam ikizleri gibi yapışık, el-ele, göz-göze dolaşırsınız. içinizde garip bir heyecan ve nedeni bilinmeyen utangaçlık uç verir. kalp atışı tişörtüden dahi belli olan bu çiftler, üstüne bir de ıslak gözlerle birbirlerini öpme gibi dünya harikası bir eyleme başvururlar.

    develer tellal iken, pirelerin berber olmaya kalkıştığı zamanlarda ise görüştükten sonra yapılan uzun yolculuklar her zamankinden fazla hazin bir hâl alır. yanından zorunda olduğunuz için gittiğiniz sevgiliniz, yöresindeki mıçmıç ilişkilerinin samimiyetindeki büyüye kapılıp size sebepsiz şekilde kötü davranmaya başlar. üstelik her şey çok da güzelken olur bu. arkadaşlarının etkisi midir, yoksa kafayı yemesinden midir bilinmez sizin onu sevmediğiniz gibi bir yanılgıya kapılır. soğuk şekilde davranır, mesajlarınıza cevap vermez, "düşünmek" ister. öyle ya da böyle, birbirine sadık ve hakikatten iyi tanıyan sabırlı çiftler dışında çoğusunun son bulur oyunu. düştüğü tuzak mesafesinde kaybolur sonra çiftler. zamanla sapıtmaya, saçmalamaya, gün doğmadan uyunmayan gecelere kadar uzaar, gider.

    gün gelir; size göre ilişkinin baharında sebepsiz şekilde ayrılan sevgiliye göre siz takıntılı adama da dönüşürsünüz. yahut kadına. sonra o hep çevresindeki, işe yaramaz ama her ihtiyacı olduğu anda yanına gidip boynuna sarılabileceği, omzunda ağlayabileceği mıymıntı adamla birlikte olur. asıl istediğinin maneviyat değil de yanında taşımak istediği bir madde olduğunu farkedersiniz. ikisinin birbirini kullanışını duyar da, acırsınız. ve acır.

    sonra;

    (bkz: biten uzun ilişki sonrası sapıtma süreci)
    5 ...