ekşide bile yazmış birisi olarak, bu şarkı için özellikle burada bir iki kelam çiziktirmemek yanlış olurdu sanki.
uzun zamandır telefon melodim olan bu parçayı bir iki hafta dinlemeyip, sonra da üstüste birkaç kere dinlemek çok daha güzel oluyor aslında. kimi zaman telefonum çalarken, daha uzun dinlemek için, telefonumu hemen açmadığım oluyor. ''len zaten parça elinin altında deli misin olm; aç dinle'' diyen olur. ama işte öyle bir parça değil bu şarkı. hayatın bir yerinden, aniden çıkıp hayatınıza girmesi belki de, sizin içinizi daha da oyan. çünkü neden bilindik kalburüstü parçalar vardır, ama 20 ama 30 senedir dinleriz. işte yani ondan da fazlası zannıma karşı, zannımca.
bir de şu fırat tanış - emre altuğ düellosu var bir türlü anlamlandıramadığım. fırat tanış içerisinden geçen şeyleri öyle bir kaleme dökmüş ki, zaten saygıyı hak ediyor fazlasıyla; ki şarkının gerçek sahibi olarak da yorumunun da aynı ekseriyette mükemmel olduğu aşikar. yüreğini kalem yapmış o davudi sesiyle kimi vakit güzelce dillendiriyor parçasını.
ama diğer yandan da her daim desteklediğim nokta, emre altuğ versiyonunun da aynı derecede mükemmel olduğudur. hem emre altuğ çok iyi söylemiştir, hem de düzenlemesi açısından, parçanın ritmi, enstrumental yapısı sesine uyumunu sağlar. bir de o klibiyle izlediğim vakit bitiyorum parçaya. sanki soğuk vucüdumdan çok beynime işliyor. ömrüm el versin daha çok telefon açmam ben, bu şarkıyı dinlemek için.