"fotoğraf çekilmek" konusunda hoşnutsuzluğumun sebebini çocukluğuma inerek buldum diyebılırım.
henuz 4-5 yaşlarındayım.saçlarımı kestirecek annem.uzun saçlı cocukluk halım hatıra kalsın diye fotoğrafçıya gidiyoruz.tabı eskıden her köşe başında fotoğrafçı yoktu(bizim oralarda yoktu diyeyım).
oturdum fotorağçının gelmesını beklıyorum.adam geldi ve ağzının etrafında ameliyat izi vardı.ben niyeyse korktum çocukluk halımle.( nıye korktuğumu hala anlayabılmış değilim ) başladım ağlamaya. "hadı gidelim hadi gidelim" nidalarıyla. annem benı sakınleştırmeye çalışıyor. "yüzü niye öyle anne korktum ben ondan" demiştim. annemden gelen cevap: "kızım trenin altında kalmış". (annemin verdiği bu cevabın da onun çocukluğuyla alakalı olduğunu düşünuyorum an itibariyle.)
şahtı şahbaz oldu misalı aldığım yanıtla daha bir korkmuştum.çocukluk aklımla kımbılır içimde ne senaryolar üretmiştim.
velhasıl olmadı o gün geldiğimiz yoldan fotoğraf çekinmeden geri dönmüştük.
teknolojı gelişti elimizin altında fotoğraf makıneleri olmasına karşın; karşıma biri geçsin beni fotoğraf çeksin ya da kendı kendımı çekeyim yok hoşlanmıyorum.