sevdiğini içine atmak. yoğun duygular arasında boğulmak. "söylesem kabul eder mi?" "yoksa red mi eder?" bir daha benle konuşmaz mı?" gibi düşünceler arasında sıkışıp kalmak, bunalmak. karşılaştığınızda içinizden "seni seviyorum." demek, ama dile getirememek. onun sizin yerinizde olmasını ve bu hisleri biraz da onun yaşamasını istemek. hatta onun da sizi sevdiğini düşünmek, size gülümsediğinde bile böyle bir çıkarım yapıp sonra kendi kendini suçlamak. ona yakın olmaya çalışmak, onun sizi sallamadığını görünce içine kapanmak. size yaklaştığında ise bulutların üstünde yürümek. onu sevdiğinizi arkadaşlarınıza açıp "seviyosan git konuş bence." klişesini duymak. ya da kimseye söylememek, hep içine atmak, sevgiyi içinde yaşamak ve kendi kendine işe yaramaz öğütler vermek. onun gelip size sizi sevdiğini söylediğini, bir anda boynuna sarılıp onu öptükten sonra kaçtığınızı hayal edip mutlu olmak. uyumadan önce onu düşünmek. onunla diyaloğa girmek için her türlü çabayı harcamak.