güne ne iyi başlamaktan ne de kötü başlamaktan bahsedeceğim. başı sonu belli olmayan bir yazı .. yazmak. yazmak güzel şey . otobüse binmekten nefret ediyorum ama. takıntılı olmak da ne fena. insanlar takıntılı kişilerden cüzzamlı gibi kaçıyor. takıntılıyım , mutsuzum. insanlar. insan. canım geçen gün mfö'nün mecburen şarkısını dinlemek istedi. ama walkmanden. mp3 veya da ipodtan değil. walkman. o olsun. otobüsler çok pis insanlarla dolu. sevmiyorum otobüsleri. insanları da . ama otobüsteki insanlardan daha da nefret ediyorum. bence insanlar otobüsteki insanlar ve otobüste olmayan insanlar olarak ikiye ayrılsın. insanlar, ikiye ayrılan insanlar ve paramparça olan insanlar olarak da ayrıca bi kategoriye ayrılsın. ben paramparça olan insanlar kategorisine girerim kuvvetle muhtemel. olasılıktan nefret ederim. hiç jambon yemedim. hiç hem de. bir de kokoreç. yemek de istemiyorum. kokoreçi. kokar o bence.
havalar ısındı. ne ani oldu. alıştıra alıştıra yapsınlar şöyle doğa olaylarını ya.. ne sinir bozucusun mikail. hiç sevmiyorum seni. dengesizsin zira. dengesiz insanlardan da nefret ediyorum. çünkü ben de dengesizim. benden daha dengesizlerden acayip korkuyorum.
aptallık nasıl bi duygu bilir misiniz? biraz şizofreni ve paranoya katıklı bi aptallık delilik ve dahilik arasındaki ipince çizginin üzerinde dolaşmak gibidir. nasıl mı? anlatamam ki. anladığım şeyleri anlatamamak gibi bi sorunum var. ama anlatabildiklerimi de anlayamayan bir sürü insan.. var...
ne var ki şimdi? ne oldu? otobüste ayakta kitap okuyan kız benim. ne var yani? gaayet de başarılıyım bu konuda.
haftanın ilk günü. haftanın ilk günü pazartesi olmak zorunda mıydı? salı olsaydı ne olurdu? şey. pamuk helva. pamuk helva pamuk helva ve de pamuk helvacık. güzel değil mi? ama yapış yapış olmasından hoşlanmıyorum.
sütlaç. bi de sakızlı muhallebi. dün tarifine bakmıştım. yapıcaktım ama . yapmayacağım. öyle işte. ıhıh yapmıcam.