iskenderun olayından sonra ciddi olarak gündeme gelen o konu önemle araştırılıyor...
PKK ile israil bağlantısı nedir?..
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, böyle bir bağlantıdan söz etti.
içişleri Bakanımız da israil vahşeti ile iskenderun baskını paralel soruşturuluyor dedi. Bu iki üst düzey açıklama, konunun üzerinde durmayı gerektiriyor.
Böyle bir bağlantı nedir? Anlamak için arşivlerde şöyle bir dolaşalım.
Mesela, israilli uzmanların, Kuzey Irak'ta, peşmerge paralelinde PKK kamplarında eğitmenlik yaptıkları haberleri akıllardadır.
Ama görüntü de PKK ile israil arasında husumet vardır! PKK, Apo'nun israil eliyle Türkiye'ye teslim edildiğine inanıyor.
Ama beri yanda da israil-PKK bağlantılarının ipuçları var...
Bu ipuçlarına, Yazar Aydoğan Vatandaş'ın Armagedon adlı kitabında rastlıyoruz. Vatandaşın israil PKK'yı Destekli(yor)du başlıklı yazısında şu bilgiler var.
Aylar önceydi. Ankara'da terörle mücadeleden sorumlu üst düzey bir emniyet yetkilisi, ismini ve görev yaptığı birimi açıklamayan bir başka üst düzey istihbarat yetkilisi ile ayrılıkçı Kürt hareketi üzerine konuştuğumuzda,Türkiye'nin en yakın müttefiki olarak bildiği ülkelerin PKK'ya en büyük desteği verdiğini söylediklerinde oldukça şaşırmıştım.
Bu tür şeyleri her zaman duyar ve yazardık. Ancak bu sözlerin devletin en önemli aygıtlarından birini yönetmekle görevlendirilmiş biri tarafından söylenmesi Türkiye'nin içine düştüğü acziyeti gösteriyordu.
Dahası Abdullah Öcalan'ın Suriye üzerinden israil'in kontrolüne girmiş olabileceğini söylediklerinde daha da şaşırmıştım.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından farklı tarihlerde hazırlanan raporlar, ABD'nin bölgede apaçık bir Kürt devletinin kurulması için yoğun çaba sarfettiğini gözler önüne seriyordu.
Bu belgeler aynı zamanda ABD ile Türkiye arasında yaşanan adı konmamış gizli bir savaşın ipuçlarını da veriyordu.
Ama ismini açıklamayan üst düzey isthibarat yetkilisi tam odadan çıkarken kulağıma eğilerek şöyle dedi :PKK'YI DAĞDA DEĞiL BURADA ARA. ANKARA'DA...BU SÖZÜN NE ANLAMA GELDiĞiNi BiR GÜN ANLAYACAKSIN.
Bu sözün anlamını uzun bir süre anlayamadım. Ta ki Hanefi Avcı 32. Gün programında devlet içerisinde bir grubun APO ile işbirliği içerisinde olduğu'nu söyleyene kadar...
işin daha ilginç tarafı Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan Güneydoğu Anadolu'da Devam Etmekte olan Bölücü Hareketin Gelecekteki Muhtemel Seyri ve Türkiye'nin Bütünlüğü'ne Etkileri adlı dökümanda israil, PKK'yı ulusal çıkarları dolayısıyla destekleyen ülkelerin başında geliyordu.
Dokümanın birçok yerinde ABD, ingiltere, Fransa gibi ülkeler üstü kapalı olarak bazı gelişmiş Batı ülkeler şeklinde geçiyordu. Oysa Türk kamuoyunda bilinen, bundan çok farklıydı.
PKK'nın özellikle iran ve Suriye tarafından desteklendiği vurgulanıyordu ve Türkiye birçok kez bu ilkelerle çok ciddi sorunlar yaşıyordu.
Gerçi bu iki ülke her ne kadar PKK'ya açık destek vermese de, PKK'nın bu ülkelerde kamp imkanlarına sahip olduğu biliniyordu.
Ama PKK'nın bu ülkeler tarafından yönlendirildiği, kullanıldığı anlamına gelmiyordu.
Türkiye ile israil arasında yaşanan bu yakınlaşmanın mihenk taşını Suriye oluşturyordu ve her iki ülkenin de Suriye ile ciddi sorunları bulunuyordu.
Dolayısıyla Düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla hareket edildiğinden doğal bir ittifak ortaya çıkıyordu.
Ankara'dan bakıldığında şöyle gözüküyordu tablo: Suriye'nin Hatay üzerindeki emelleriydi.Suriye bu yüzden PKK'yı destekliyordu.Kudüs'ten bakıldığında ise Suriye,israil ile iki kez savaşmış son derece stratejik bir düşmandı.
israil Golan tepelerini geri vermedikçe, Suriye'nin stratejik düşmanı olarak kalmaya devam edecekti. Dolayısıyla Suriye Lübnan'daki israil karşıtı hareketlerle iran'la birlikte planlı bir şekilde destek verecekti.
O halde Türkiye'nin Suriye ile sorunları ve Suriye'nin israil ile olan sorunları arasında nitelik olarak derin farklar bulunuyordu.
Bu yüzden bu iki farklı terörden birinin ortadan kaldırılması doğal olarak diğerinin de ortadan kalkması anlamına gelmiyordu.
Nitekim Mehmet Ali Birand, 30 Ocak 1996 tarihli yazısında şöyle diyordu:
Suriyeli yetkililer ile yaptığım görüşmelerde duyduklarımı,sonradan Washington ve Ankara'dan doğrulatınca hayretler içinde kaldım.Zira Suriye-israil barış görüşmelerinde PKK konusu çıkarılmış.Görüşmelerden yine Suriye'nin terör örgütlerine verdiği desteğin bitmesi ele alınıyor ancak PKK yok.Barış sürecinde sadece israil tarafından terör örgütü olarak adlandırılan Filistin Kurtuluş Örgütleri'nin hesaba katılması kararlaştırılmıştır.
Cengiz Çandar ise 23 Nisan 1996 tarihli yazısında şöyle diyordu.Sizin terörizminiz israil açısından hiç öncelikli değil.israilli yetkililer,bizimkilerin anlattıklarının aksine,PKK konusunda tavır almalarının niçin mümkün olmadığını açıkladılar uzun uzun.
Bu bilgiler, fikir sahibi olmak için önemlidir.
işin doğrusu da devletimizin araştırması sonucu çıkacaktır..