yaptığım buydu, şirk koşuyordum birilerinin ifadesine göre. karşısına dikilip yaratıcının neden! diye haykırıyordum ve o, eliyle ağzımı kapatmaya bile tenezzül etmiyordu. ona olan nefretimde bile yalnız bırakıp beni, sessizliğinde sadece mutluluğu hak edenlere rahmet olup yağıyordu sanki.
öyle bunalmıştım ki artık, çok parası var ama o da ölüyor gibi şeylerle kandıramıyorum kendimi. etrafıma baktıkça, insanları ve yaşayışlarını gördükçe, başımı kaldırıp gökyüzüne neden izin veriyorsun ki buna? diye soruyorum ve o yine susuyor. bazen onun çok çaresiz ve zavallı olduğunu düşünüyorum. sanki yarattığı şeyin hakimiyetini elinden kaçırmış ve onun kölesi olmuş gibi. bu yüzden cevap vermiyor bana, bu yüzden değerli bir vazo kırmış bir çocuk gibi saklanıp sessizliğe gömülmesi. ne kadar acı, hızlı bir araba yapıp, o arabayla hızla giderken duvara çarpıp ölmek gibi kara mizah yüklü