yıldızların, kasaba $eriflerinin yaka kartı olarak kullanıldığı bir çağda eğer hâlâ umutla ya$amayı bilen insanlar varsa $u yazdıklarıma değiyor demektir, evet. (sırlı bir steno dola$ıyor kelimelerin altında..)
göreli bir kavram umut elbette; basit tanımı ise: bulunduğu durumun göreli vehametinden sıyrılması amacı ile ki$inin kendine uyguladığı terapi. dine bağlılığı ve inancı çok kuvvetli olmasa da, tanrı'nın varlığını zaman zaman kendi aklında çözümleyemese ve $üpheye de dü$se insan, yastığına dayadığında ba$ını, "her $ey daha iyi olsun tanrım!" diyor ise, orada "umut=tanrı" oluyor sanırım. benim klasik umut tanımımla sizinkinin bağda$mıyor olduğunu söylerseniz sizi ayıplarım: paragraf ba$ında 'göreli' diyorum değil mi..
'hayat nasılsa geçiyor' diyebilmenin o yapı$kan kolaylığını konudan uzakla$tırıyorum hemen. sadece gereksinimlerin kar$ılanması ile ya$amın idame edilmesi sağlanabilseydi sait faik kalkıp da 'dünyayı güzellik kurtaracak!' demezdi sanırım. yani.. kötü giden bir $eyler var, düzensizliğin düzenini düzen bir $eyler yani.. düzelecek diye dü$ünmek de umutla ya$amak oluyor i$te. karanlığın di$siz ve kör ağzına sıkı$sa da bazen ruh, ferahlamak için pencereyi açıp gökyüzüne, yani aydınlığa bakma ihtiyacını buluyor derinlerinde. karın bo$luğundan mistraller geçiyor, daralıyor insan; nefessizle$ip, kıvranıyor : her $ey insanlar için.
cabadan, rafadan ya da havadan; netice itibariyle mütemadiyen 'umutla ya$amak'la i$tigal insan.