beline sarılıp çekiyorum kendime doğru. saatler öncesinde kucağıma verdiği ağırlığını bu kez yatağa verip direniyor. umutsuzca çekiyorum elimi, omzunu öpüyorum usulca, kendini geri çekiyor.
susuyoruz bir süre.
sormadığım halde garip yaşanmışlıklarını anlatmaya başlıyor canımı yaka yaka.
kendinden çok büyük biriyle, bir doktorla yaşamış ilk birlikteliğini.
ona olan ilgisinden, sevgisinden bahsedip duruyor. umursamazlığı yatağın ucuna kadar itiyor beni, aşkım olmasa düşerdim. uzanıyorum tekrar, tutuyor elimi.
-haydi sevişelim.
en azından dokunabileceğim sana, iğrençte olsa sevişmemiz, ağzına yakışmasa da küfürler beraberiz.
hüzünlü bir gülümsemeyle öpüyorum dudaklarını. gidip gelmelerin sarsıntısında oynayan göğüslerine bakarak. anlattıklarını düşünüyorum bir yandan, o kadar uzun sürüyor ki
-artık boşal!
tekrar yatağın köşesindeki yerlerimizi alıyoruz. parayla sevişmenin verdiği o acizliği hissediyorum her yanımda. yüzüme bakmıyorsun, işimiz bitti, artık gidebilirsin tavrında hareketlerin.
kalkıp gidiyorsun sonra yataktan, elinde bir kadeh şarapla geri dönüp, yanıma oturuyorsun. hiç ses etmeden, usulca düşüyor başın göğsüme.
-sen de diğerleri gibi yapacaksın değil mi, beni bırakacaksın?