dil; osmanlıca karşılığı lisan,kelam, nutuk, zeban.
ing; language
fr.; langue
it.; lingua
al.; zunge.
dil, düşünceyi anlatmak, hissedişlerini dışa vurma, yaşam ortaklığı kurma aracı.
dil toplumsal hadisedir. tabiatla tanışırken, eylerken, değiştirirken, değişirken yani bilinç kıvamında meydana gelen olgu.
insan toplumunun dışında düşünce olamaz, insan toplumunun dışında dil olamaz tarihsel aforizmadır. bu bağlamda dil varsa onu praksis içinde meydana getiren insan vardır, insanın yaşadığı ilişkiler içinde olduğu toplum vardır.
dil, düşüncenin maddi yapısıdır. lisansız düşünce olamaz. bunlar diyalektik bütünlüktür.
dil, bilincin araçsız ifadesidir. insanoğlu dile getirdiklerini, eylediklerini muhafaza ve atiye armağan yolunda yazı dilini geliştirmiştir. yazı, dilin formudur. insanoğlunun çok önemli keşfidir. tarihi efsaneden somuta indirgemiştir.
dilin gelişmesi, toplumsal ilişkilerin mükemmelleşmesiyle parelellik arz eder. her yeni sözcük, dile gelen ifade maddi gerçekliğin, manevi hissedişin karşılığıdır.
dilin yok olması, kullananların yok olmasıyla mümkündür. tek bir insan bile dili kullanıyorsa, o dil yaşıyor demektir.