yozlaşma; osmanlıca karşılığı tereddi. soysuzlaşma. yabancı dilde kullanımı genel olarak degeneration, dejenerasyon.
felsefi karşılığı olarak yabancılaşma.
kendimizi ifade ettiğimiz kalıpların ötesinde, alışık olmadığımız davranış biçimleri karşısında kestirme hükümdür, dejenere, dejenerasyon, dejenere birey, topluluk, dejenere toplum.
seçmece tavır gibi görünür. haklılık payı yok değil ama daha ziyade özenti bağlamı.
temel kavramımız, yozlaşma, soysuzlaşma, yabancılaşma; yerel evrensel paradigmaların bileşkesi. ortaya çıkan durum, bir anlamda moment. sürekli değil, kesiklidir. aşılır, yeni boyutta hissedilir, ilanihaye. çürüme metaforu akla gelebilir, doğrudur.
yabancılaşma terminolojik değil mana itibariyle dejenerasyonla bağlantılıdır.
yabancılaşma, osm. teferruk, fr. aliénatin. çok geniş manada insanın insan olmayana dönüşmesi olarak tanımlanabilir.
marksın genç döneminin önemli kavramıdır. kısaca bireyin yarattığının boyunduruğuna girmesi. bir nevi araçsallaşma.
kısaca örneklemek gerekirse, insan oğlu yaşamın gerektirdiği kimi davranışların, alışkanlıkların esiri olur. en genel tarzıyla bilim, ilerlemenin itici gücü olması gerekirken, çağımızda belki her zaman yok ediciliğin boyunduruğunda yol almıştır.
eylenmek, alışveriş, sex, spor gözlemlediğimiz gibi ana hedefinden çıkarak insanı tutsak alır haldedir. evet olumsuz durumdur. ama erişeceği limit vardı, biz belki bunu net gözlemleyemeyiz ama bu yabancılaşmayı ifade eden olumsuz konak, kendi kendini inkar ederek, bir bağlamda olumlu yabancılaşarak yeniyi gün yüzüne çıkaracak, bunu hissedebiliyoruz.