ilk arabam. sene 89 da 86 modelini almıştım. o zamanların en iyi yerli arabasıydı. hatta firma tüm modellerine ''en iyi yerli'' yazısını arka camına yapıştırarak piyasaya sürüyordu. ama kliması berbattı, kış aylarında kötü reno'ların içi hamam gibi olurken ben en iyi yerli arabamın içinde kızlarla artistik patinaj yapardım. ne günlerdi ama, beni hayatla tanıştıran ford taunus 1600 cc olmuştur. ilk aşk, ilk sex, ilk kaza, ilk ceza.
bir gün hiç unutamam, sene 90, arkadaşımda 88 şahin vardı. yenimahalleden kızları doldurduk arabaya dolaşmaya çıkıyoruz. sıhhıye köprüsü üzerinde kafa kafaya geldik e tabi kan kaynıyor, arabalarda kızlar, yaş 21 birden yarış moduna girdik,gece saat 01 suları. yol boş, arkadaş basıyor ben basıyorum, içimdende ''bir şahin beni geçemez'' diye haykırıyorum. yarışın bittiği anda yarım boyla yarışı kazandığımı görmemle booom diye bir ses ve dumanlar. vites kolu üst tavana vurdu. ne oluyor diye bir birimize baktık, ama araba durmuyordu. çok korktum. neyse ki yol boştu. bir müddet sonra yavaş yavaş durdum.
sonra ne görüyüm, şanzıman patlamış, şaft kopmuş. sabaha karşı tamirci yavuz usta ''oğlum sen kaç numara ayakkabı giyiyorsun''diye sorunca, neden usta dediğimde, bir arabaya bu kadar basılmaz demişti. daha bir çok anım var, onlarıda yeri geldiğinde anlatırım.
vel hasıl kelam, ben hayattaki bir çok şeye ford taunus da başladım.