kaçıncı sınıfta olduğunu pek hatırlamıyorum ama öğretmenden tuvalete gitmek için izin istemekten çekindiğimiz yaşlardaydık. bunu okuduktan sonra altıma işediğim gibi sıradan bir anıyı anlatacağımı düşünüyor olabilirsiniz ama ne yazık ki değil, ah keşke öyle sıradan bir anı olsaydı dostlar. her ne ise, olay şöyle gelişti; en arka sırada sınıfın delisiyle beraber oturuyordum. önümüzde de gül diye bir kız oturuyordu, babası kapıcıydı, gerçi bunun konumuzla bir alakası yok ama her neyse. birden bire gül'ün altında bir gölet oluştu. hepimiz şaşkındık. ben de severdim kızı, nedense altına işediğini sindiremedim ve ısrarla suyun mataradan aktığını savundum. sınıfın delisi ve sıra arkadaşım olan kız da bana inanmayınca, gül'e sordum; su mataradan mı aktı diye.o da evet deyince ben de ispatlamak adına parmağımı gölete bandırıp bir güzel yaladım. sonra gül ağlamaya başlayıp, altına işediğini itiraf edince sidik yaladığımla kaldım. işte o günden sonra hiç bir arkadaşımın sözüne inanmadım. bu da böyle bir anımdır.