geçen sene yaşadığım bir andı. azönce, o gün o şoktan daha çıkamamışken yazdığım bir yazı tesadüfen elime geçti. buyrun.
"Hayatımı değersiz görüyordum evet. mutsuzdum, umutsuzdum. bıkkın bir halde kendimce yaşamaya çalışıyordum. yaptığım hiç bir şey zevk vermiyordu, hayatımı değersizce harcıyordum. oysa 1 saniyesinin bile öyle bir değeri vardı ki. zamanın beni boğduğunu düşünürken aslında oydu beni kurtaran. nefes alamadığımı düşünürdüm, gerçekten nefes alamadığım o ana kadar. havayı ciğerlerime dolu dolu çekebiliyormuşum meğer öncesinde, bilememişim.
Bugün ölümden döndüm. ölümü ilk defa bu kadar yakınımda hissettim. ilk defa bu kadar korktum. ilk defa ölümün korkunçluğunu gördüm. insan başına gelmeyince anlamaz biliyorum, böyle şeyler kendi başına hiç gelmeyecek sanır hatta, öyle değil ama işte, öyle değil inan ki.
Kuzenim ve eniştemle denizdeydik, suyun sadece belimize kadar gelebildiği yerde eğleniyorduk. kuzenimin bir arkadaşı da burada tatildeydi ve kuzenim onun yanına gitmemiz için ısrar etti. eniştem gitmememizi istediği halde, beni çeke çeke diğer tarafa götürmeye başladı. kumsala paralel gidiyorduk ama Karadeniz'in nasıl bir deniz olduğunu hepimiz biliriz, paralellik dinlemez pek. su belimizdeyken bir an boynumuza geldi, yürümeye çalıştık, yapamadık. ben tehlikeyi fark ettim, yüzmeyi az biraz bildiğim için yüzüp kuzenimi tehlikeli olmayan yere doğru itmeye başladım. ama hareket edemiyorduk, hiçbir şey fayda etmiyordu. derken su boyumuzu geçti. kuzenim yüzmeyi hiç bilmediği için cebelleşmeye başladı. insanlar uzaktaydı, ne yapacağımı bilemedim. onu kaldırıp nefes almasını sağlamaya çalıştım, tekrar tekrar diğer tarafa doğru itmeye çalıştım, ama çok çırpındığı için hiçbir şey fayda etmiyordu. en sonunda iyice kendinden geçip boynuma sarıldı ve beni omuzlarımdan dibe itti. suyun üstüne çıkmaya çalıştım, ama ne yaptığının farkında olmadan dibe itiyordu. öyle bir an geldi ki, son kez yukarı çıkabildim ve en fazla 1 saniye orda kalıp nefes almaya çalıştım, işte 1 saniyenin değerini anladığım an, sonrasında tekrar dibe battım. o an. kendimden vazgeçtiğim o an. her şeyden vazgeçtiğim o an. en azından kuzenim kurtulsun diye çırpınıp onu üstümden atmayı bıraktım ve denizin dibinden gökyüzüne son kez baktım. işte ölüyordum, ölüm böyle bir şeydi. sanki bir kabusta gibiydim, gerçekten boğulmak, ya da son anda uykudan uyanmak. o an şaka gibi geliyordu yaşadığım, gerçek değil gibiydi, gerçek olamazdı, olmamalıydı. ve sonra bilincimi kaybetmişim.
Şu an hâlâ yaşıyor olmamı sağlayan mucize ise eniştemdi, bizi takip edip son anda yetişip kendisi de onca su yutmasına rağmen bizi suyun içinden çıkarmasıydı. eniştem orada olmasaydı, ben de şuan burada olamazdım.
Gözümün önünden geçen film şeridinden sonra fark ettim ki hayat çok kısa ve değerli. şu an annemi üzmüyor olduğum için gerçekten mutluyum.
Ama tabi belli etmek istemesem de hâlâ şoktayım, ölümden döndüm ben ey insanlık !
Ya da tarih 3 Ağustos 2010 ve ben yeniden doğdum."