sandığından çok sevildiğini anlamak

entry2 galeri
    1.
  1. sanmak lafına inanmıyorum ben..

    gerçek gerçek denen şey zaten , senin sandığın şeylerin bütünü.. yoksa kim arı gerçeği bulmuş ya da biliyo ? senin belli bi zaman zarfında , ki bu ister bi saniyelik olur , ister bi ömürlük olur ; sandığın şeyler senin gerçeklerin..

    seni sevdiğimi zannetmiştimin , seni seviyodumdan farkı nedir ? yok.. edebi laflar hepsi.. edebiyatı da hiç sevmem he..

    ben genel olarak , tabii almanlarla 10 senedir haşır neşir oluyorum , onların okullarında okudum , onları benimsedim , onlardan öğrendim ya herşeyi , hayat boktan abi yaae demeye meyilli bi adamım.. insanların alayının salak olduğuna inanırım ve hayatın adaletsiz olduğuna , sevgilimin beni her an aldatabileceğine , gerçek sevginin bi tek ailemde varolduğuna filan filan..

    klasik korumacı , mantıklı , orta halli insan psikolojisi işte..

    sonra bugün çok garip bişi oldu.. evde mevlüt olduğu için bütün akrabalar , konu komşu , bana yardım etmek için gelen çok yakın arkadaşlar hepsi bizde.. kadınlar oturuyo gülüyo eğleniyo klasik şeyler..

    annem hastaneye gitmemiş izinli.. ben ayağımda kırmızı taşlı haminne ev terlikleri ve bi uzantım olmuş olan çay tepsisi millete hal hatır soruyorum..

    mutfaktan bi çığlık geldi..hiiiiiiiiiii koş koş lavabo tıkandı.. yarım akıllı kardeşim bütün çayın demini lavaboya boşaltmış..

    o feryatla koştum mutfağa.. hemen temizlik profesörlerinden tezler geldi.. porçöz al mr. muscle lavabo aç al , biri kimyager teyzelerden utanmasa git sülfirik asit al dicek..

    ben de ayağımda babetler yollandım dükkanlara.. bu civarda tek temizlik eşyacı vardır o kadın da benim bebekliğimi bilir , ayyy annenler sana bez parası yetiştiremezdi beline kadar sıçarmışın ehehe diye garip ve leş gibi bi samimiyetle beni sever..ona gittim.. bendeki iyi değil , sen en iyisi bilmem nereye git dedi..

    orası da baya uzak.. neyse yürüdüm bi 15 dakika.. elimde sadece 10 tl para var.. telefon melefon almadım.. az gittim uz gittim.. derken o gittiğim yerde kredi kartı geçmiyomuş ve tabii ki büyük bi alışveriş marketi olduğu için , isim vermiyim * kıza ay sonra vericem nolur diyemedim.. toplam 13 tl tuttu.. gittim oralarda oturan arkadaşın evine.. naber nasılsın ay nolur bana 3 milyon ver ya gel bikonuşalım seni özledim kızım filan derken.. zaman mekan mefhumunu yitirdim.. bi anda kendimi asistan doktor olmanın zorlukları gibi bi konuşmaya kaptırdım gittim.. sonra çocuk saati gösterdi de allahtan dedim siktiir kaçıyorum ben..

    koştur koştur gittim aldım.. eve yürüyorum hızlıca.. fakat sokağın girişinde yaklaşık 40 adam var.. noluyoruz lan ? kalabalığın baktığı yere bakmamla beraber gördüğüm manzara , şu an sadece boş boş kelime yığınları gibi gelecek olsa da 3. bi adam için , beni belki de tüm bi sene içinde en çok sarsan şey oldu: hayatımı kendisine binerek geçirdiğim kadıköy minibüslerinden biri , üstünde benimle aynı siyah tshirtü giymiş olan ben yaşlarda bi kıza çarpmış.. ambulans sesi , insanların soruları , minibüs şöforünü teselliye uğraşan esnaf derken ,

    karşıda 5-10 adam gördüm.. terlikleriyle dışarı fırlamış annem , onu zor tutan akrabalar , yüzleri kireç gibi atmış komşular , sevgilisinden ayrıldığı için hayatının belki de en zorlu dönemini yaşayan en yakın arkadaşım , hepsi bana bakıyolar..

    bu entrynin okunma süresinin , (ki gene çok uzun yazdım sonuna kadar okuyanlar mesaj atsın hediyem var) 10da birinde gerçekleşen olaylar silsilesi..

    kendi cenazeme tanıklık ettim bugün.. saat 14.30 sularında , rherkesin aklına hayatında illa ki bi kere gelmiş olan "lan ben ölsem kim napar" sorusunun cevabını aldım..

    ağlayarak sarılmalar , nerdesin sen diye omzuma vurulan eller , arkadaşların duyup olayı araması , iyi misin sen bi bakıyım diye yaşadığıma inanmayıp gelen komşular , acile giden ve doktorun ellerine kalan bi yaşam ve bütün bu olayların sonunda , sevildiğine tatmin olan ben..

    şunu dicem.. bu olayın 24 saatten az bi süre öncesinde , ben de şimdi bi çoğumuzun hep yaptığı gibi boktan bi vaziyette normal varoluş sancıları ( manitasızlık arkadaşların bitip tükenmeyen dertleri 10 gün içinde gene ve yeniden ülkeden gidicek olmam kotumun dar gelmiş olması neticesinde götüm hakkında derin düşüncelere dalmam feysbukta aşırı eğlendiğini gösterenlere karşı kıskançlıkla nefret arası bişiler hissetme vs.) çekip , evden bakınca görülen binlerce dairedeki onbinlerce adamdan hiç bi farkım olmadan bok gibi yaşadığımı düşünüyodum..

    sonra düşündüm.. yalnızım lan ben derken ne kadar yalnızız ? en kötü komşu teyzeler var lan.. en depresifen kayıp en yalnız olanımızın bile komşusu var , onu görünce annene selam söyle diyen.. ve akla gelmeyen bi dolu adam.. köyden möyden sizin ailenizi tanıyıp hala sizin okulunuzu soranlar..

    insan işte bazen böyle hayatın birine yaptığı adilikten nemalanıyo.. ve kimse sevilmiyo değil.. sadece kimileri sevildiğinin farkında olmuyo ya da sevgi beğenmeyecek kadar mal..

    bugünkü tavuk suyuna çorba hikayemizin sonuna geldik.. yarın ekt yapılan bi hastayı anlatıp , seviyorum demeyi asla ertelemememiz geerektiğini öğütlücem..

    sağlıcakla kalın..
    0 ...