david gilmour'un tarzını daha çok yansıttığı şaheserdir.
Ardımızda yanan köprülerin közlerine bakıyoruz
Diğer tarafın ne kadar yeşil oldugu ilişiyor gözümüze
Adımlarımız ileri atılıyor, ancak uykumuzda geri yürüyoruz
Sürüklenerek bir iç dalganın gücüyle
Sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü
Bir açlık daha var doyurulmamış
Yorgun bakışlarımız hala başıboş geziniyor ufukta
Çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerinde defalarca
bu şaheseri dinleyip de tüylerin diken diken olmuyosa git serdar ortaç falan dinle.