bu şekliyle konunun sükunetle tartışılmasına hizmet edemeyecek, provokatif bir ifadedir. "vahdettin hain" deyip kestirip atmak eksik bir yaklaşım olduğu kadar (bkz: tahta değil kubura oturdum), vahdettin'i "o devirde kanuni ya da yavuz olsa devleti o kadar iyi idare edemezdi" gibi aşırı övgülerle yüceltme çabasına girmek de eksik ve hatalı bir yaklaşımdır. tarihi olduğu gibi anlamaya çalışmak, kendi siyasi mülahazaları nedeniyle gerçeğin bazı boyutlarına gözünü kapatmamak gereklidir. muhtemelen vahdettin de ülkenin işgalini ve neticede yönettiği devletin çökmesini istememiştir, kuvayı milliye'ye karşı olan kararları veya müttefik işgal kuvvetlerinin cirit atmasına yol açan kararları bayıla bayıla almamış/onaylamamıştır, ama öte yandan da mustafa kemal ve arkadaşları hakkında idam fermanı çıkması gibi vakalar da ortadadır ve vahdettin, herhalde gönlünden geçen o olmasa da, o dönemin şartlarında ülkeyi kurtarmak babında yeterince başarılı bir yönetim sergileyememiştir, neticede de ankara hükümetinin mücadelesinin başarıya ulaşmasından sonra ülkeyi terketmek durumunda kalmıştır. tabii bundan sonra ankara yönetimi tarafından tarihte kötü adam ilan edilmiştir, bu duruma da çok şaşmamak gerekir. ama her şeyi de ne aynen resmi tarihin anlattığı gibi , ne de ona inat 180 derece zıttı olarak okumaya çalışmamak önemlidir, her iki aşırı yoruma da eleştirel yaklaşılmalıdır.