komunist düşünce yapısının temellerini oluşturmada katkısı olmuş diyalektiktir.
jean-jacques rousseau, jacques derrida yorumları vardır ama köle efendi diyalektiği deyince ilk akla georg wilhelm friedrich hegel gelir.
en basit anlamıyla, efendi ile köle arasındaki ilişkinin eninde sonunda ters düz olacağı, efendinin rolü ve tabiatı gereği kendi pozisyonun esiri olacağından köleye dönüşeceği anlatılır. efendi, bu noktada pozisyonu korumak için özgürlüğünden taviz vermek zorunda kaldığı için kendi olmaktan çıkıp rolünün esiri olmaktadır.
anlaşılması gereken köle efendi diyakletiğinde üstün olan tarafın köle olduğudur. efendi'nin köleye kayıtsız şartsız ihtiyacı vardır, çünkü efendi üreten taraf değildir. köle ise kendi başına da üretebildiği için üstün olan taraftır. köle sadece efendinin güvenine karşılık kendi bedenini, emeğini sunmaktadır. efendi itibar, köle ise güven peşindedir.
başka bir anlamıyla ise efendi olabilmek için kölenin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. kaçınılmaz olarak varlıkları birbirine bağlıdır. tanrı ve kul arasındaki ilişki de bu diyakletik içinde yorumlanabilir.