Ah, bu benim aklıma Marmaris'te arkadaşlarla geçirdiğimiz bir geceyi anımsattı.
ismini vermek istemediğim bir arkadaşımla BlueBay Otel'e gitmiştik. 2 yıldır çalıştıklarımızla kenara attıklarımız sonunda bize ultra her şey dahil bir konaklamada 4 gün geçirebilmemizi sağlamıştı.
O gün 2 gündür yaptığımız gibi turizm sektörünü katleden hareketlerle otel dışına çıkmadan geçirmeyelim dedik. Arada bir marmaris'i tavaf etmek gerekliydi, değil mi?
Tüm gün o sahilden öbür sahile, o dondurmacıdan öbür dondurmacıya geçip durduk. ufacık bir not düşeyim, şüphesiz ki denizden çıktıktan sonra yenen dondurma en heyecan verici dakikaları yaşatır. eriyecek diye hemen yemeniz gerektiğini düşünürsünüz ama tadını da çıkartmak istersiniz.
sabahın ilk saatlerinden beri deniz, dondurma, gezme, alışveriş, yemek, deniz... derken çok yorulduk ve otele döndük.
otelde bir iki saat uyurken -klima çarpmasın diye klimayı da kapatmıştık- sıcaktan daha fazla duramayacağımızı anladık. Akşam olmuş zaten hava da serinlemişti.
duş alıp üstümüze düzgün ama eğlenceli bir şeyler geçirip çıktık dışarı.
Otelde akşam yemeği bitmek üzereymiş ki son dakikada yetişmiştik. Yemeğimizi de yiyip yine otel dışına attık kendimizi, çünkü gece programı pek cezbedici gelmemişti. istanbul'da oturduğumuz için zaten her gece yapabileceğimiz şeyleri tatilde yapmak istemedik. Haliyle kendimizi elimizde minik bir kitapçık ile bar ararken bulduk.
Epey bir yürümenin ardından kendimize uygun ve marjinal bir bar da bulamayınca yorgunluktan ilk bulduğumuz bara girdik. Pub-bar şeklinde olan mekan asma katı olan aslında oldukça güzel düzenlenmiş ve ışıklandırılmış bir yerdi.
içkilerimizi alıp oturup sohbet etmeye başladık... Aradan geçen zamanda içkileri biraz kaçırdığımızı fark edip e hadi o zaman dans edelim diyerek dans edilen tarafa, asma kata çıktık. sürekli hareket eden ışıklar ve aldığımız alkol yüzünden (i love you martini) yüzler net seçilemiyordu, ama nerede ne zaman olsa o yüzü tanıyabilirdim.
Asma kata adım attığımız anda 1,5-2 yıldır hoşlandığım adamı gördüm... Öyle şahane bir tutulma değildi benimki. Ortak arkadaşlarımızın fazla olması ve çalıştığımız sektörlerden dolayı sıkça gördüğüm ama pek yanaşmadığım birisiydi. sadece aman tanrım, gerçekten iyi bir vücut yapısı vardı.. ki sadece iyi diyebiliyorum.. abartmayacağım, tamam...
Yanında iş yerinden yakın bir arkadaşı vardı. Karşılaşınca haliyle sohbet etmeye başladık. Bir ara yanıma gelip arkadaşının, yanımdaki arkadaşından hoşlandığını bir şeyler yapıp yapmak istemeyeceğimi sordu. Eğer o da isterse aralarını yapabileceğimizi konuştuk.
Tüm gece içkilerle dans edip sohbet ettik, ama içkileri biraz fazla kaçırmış olacağız ki bir an hızla arkamı döndüğümde arkamdaki kadına hızlı bir çarpma yaşadım. aslında çarpmak bile değil, resmen umarsızca geçirmek oldu o.
Hayatımda ilk defa bir barda çıkacak bir olayın başrol oyuncusu gibi hissettim.. çünkü sanırım utancımdan az sonra binbir parçaya bölünebilirdim.
Karşımda kadın bağırıp çağırırken eşi olduğunu düşündüğümüz adam geldi - yüzüklerini o esnada nasıl gördüm bilmiyorum, ani reaksiyonlarda hayat sanki yavaşlar ve algı seviyeniz hızla yükselir -, en yakın arkadaşımla ve yanımızdaki arkadaşlarımızla tartışmaya başladılar..
içki evet, vazgeçilmez ama bazen kötü sonuçlar doğurabiliyor.. kendimizi bir anda laf kavgasının, ardından da el kol hareketlerinin içinde bulduk.
Barın güvenliği uzaktan izlerken yavaş yavaş yanımıza ilerliyorlardı.
Sakinliğimi korur ve düzgün bir şekilde özürlerimi sunmaya çalışırken bu kadar abartılması beni de sonunda deli etti ve 10 dakikalık hakaretleri içine atmış olmanın verdiği güçle çarptığım kadının boğazına yapışmış buldum kendimi...
Güvenlik yanımıza gelmiş bize dışarı çıkmamız için baskı yapıyordu, ki zaten böyle bir gecenin ardından o barda kalmaya devam edemezdik.
Tam kapının önüne geldik ki bizimle birlikte atılan hakaretler savurmaya devam eden kadın eliyle, yanımdaki arkadaşımın başına bir şaplak indirdi. Ama al birini vur ötekine tarzında yakın iki arkadaş olan bizim nasıl tepkilr verebileceğimizi tahmin edememiş olsa gerek, arkadaşım içinde ağır bir fotoğraf makinesi bulunan günlük çantasını kadının kafasına doğru savurmasıyla kadını yere kapakladı...
Kapının önüne, tartıştığımız çifti almaya gelen arkadaşları tam o anı görmüşlerdi ve birkaç metre mesafeden koşmaya başladılar...
Nasıl bir güçtür bilmiyorum ama onca yorgunluğu sanki yok etmiştik ve 4 kişi hızla koşmaya başladık... Traji komik yanı bir yandan kahkaha atıyor bir yandan korkudan ölüyorduk çünkü arkamızdan gelen adamlar fazlasıyla iri yarı ve gayet hızlı koşabiliyorlardı. (o gün spora başlamam gerektiğini anlamıştım.)
Bir anda şansımıza pes ettiler ve biz biraz daha koştuktan sonra bir ara sokağa girip durduk...
Durmasaydık sanırım daha iyiydi, çünkü sabahtan beri tuvalete gitmemiş olan arkadaşım, bilinçsizce yaptığı hareketin ardından gelen korkuyla koşarken altına kaçırmıştı.
Bir süre ne yapacağız da belli etmeyeceğiz diye düşünüyorduk, altında kot şort vardı...
Çocuklara rica minnet bir etrafa göz atmalarını söyledik. onlar etrafa bakmak için yanımızdan ayrıldıklarında, bulunduğumuz yerde bir saniye daha beklemeden koşarak uzaklaştık, bir taksi çağırdığımızda çocuklara mesaj atıp acilen dönmemiz gerektiğini özür dilediğimizi ama yarın sabah ya da öğlen görüşebileceğimizi söyledik...
Tüm gecenin faul kısmı arkadaşımın altına yapması değil sanırım çocukları gönderdikten sonra geri döndüklerinde bizi bulamamış olmaları oldu.