filmin dinginliği ankara hayatıyla özdeşmiş olarak segilense de, ender ve çetin'in tatile gittiklerindeki ilk sahnede kendimi onların yanında gibi hissettim. ilk kadraj da amasra'nın tarihi eski yıkıntılı hamamına uzanan bi manzara, akabinden mendirek'e karşı olan kadraj.. evet, ben de hikayenin içindeyim dedim. * aynı yerlerden geçerken, hayatın çaresizliğini, unutamadığım birini ve ne yapacağımı bilememeyi düşündüğümü hissettim.
hikayeye dönecek olursam, kavi dostluk, yollar bir, hayaller bir ve aşklar bir.. ankara yaşantısının heyecansızlığı, iki arkadaşın ne derece paylaşımları olacağını gösteriyor. o yemek tarifleri, birbirine bağlılıklarına rağmen hep bi yarım kalmışlık hep bi yanı boşluluk...
filmi çok çok dolu bulmayanlara ''filmin adıyla'' orantılı şu denebilir. büyük çaresizlik başlığı altında çaresizlik büyük büyük işlendiği bi film..
''yaşamak yaşantılar arasında bağlantılar kurmaktır,
bir hatırayı diğerine bir fotoğraf albümü değil yaşayan bir insan bağlar.
langırt masası bu nedenle önemlidir..''