islami yaşamda kadının yeri ve önemi

entry15 galeri
    7.
  1. islâm'dan önce kadının durumu
    insanlık islâm'la tanışmadan önce kadın pazarda satılan bir eşya gibiydi. o devirde insanlar tarafından bozulmuş dinler ve bozuk felsefeler kadını tartışıp duruyordu. 'kadının ruhu var mıdır' diye soruluyordu. kadının insan mı yoksa şeytan mı olduğu konuşuluyordu. kadının ibadet yerine giremeyeceği çünkü necis olduğu söyleniyordu. kadın hayız olunca ondan uzaklaşılıyor, bu halde oturduğu yer, yattığı yatak, elini sürdüğü eşya, ağzını değdirdiği her şey pislenmiş kabul ediliyor, kadından ve bu yerlerden uzak duruluyordu.
    yine bu devrin insanı, kız çocuğu doğunca utancından halkın içine çıkamıyor, onu nasıl saklayacağını veya öldürüp ayıbını örteceğini hesap ediyordu. ölümden kurtulup büyüyen kız çocuklarına eski elbiseleri giydirilip koyun veya deve çobanlığı yaptırılıyor, mümkün olduğu kadar halkın gözünden uzak yerlerde tutuluyordu.
    kadınlar, çarşı pazarda bir eşya gibi alınıp satılıyor, sık sık el değiştiriyor, düşük arzuların kurbanı oluyor, bu işler gâyet tabii görülüyor, hiçbir vicdan bundan rahatsız olmuyordu. kadına miras hakkı tanınmıyordu.
    hak dini kendi keyiflerince yorumlayan yahudiler, kadın hayız olunca onunla aynı yerde yiyip içmiyor, bir çatı altında bulunmuyor, onu bir kenara atıp temizlenmesini bekliyorlardı.40
    bir zamanlar küçücük masum kızını diri diri kumlara gömecek kadar vahşileşen insanlar, hz. muhammed (s.a.v) efendimiz'den ilâhî terbiye alınca, bilerek bir karıncayı bile incitemez hale geldiler; çünkü nurla gerçeği gördüler, edeple terbiye oldular, hakkı tanıdılar, hakları korudular.
    her iki devri de yaşamış hz. ömer (r.a) şöyle demiştir:
    ''biz islâm'la şereflenmeden önce cahiliyye devrinde kadınlara hiçbir değer vermezdik, onları bir şey saymazdık. i̇slâm gelip allah teâlâ, kitabında kadınları zikredip onlara da mirastan pay ayırınca, onların bizim üzerimizde birçok hakları olduğunu öğrendik.''

    erkek ve kadın arasındaki farklılığın hikmeti
    kadınla erkek arasındaki farklı yapı, farklı görevler içindir. biri annelik, diğeri babalık görevini üstlenecektir. erkek, annelik görevini yapamaz; anne de babaya ait işlerin hakkını veremez. çocuk bakımında annedeki sabır, şefkat, merhamet, incelik, his, heyecan aynı derecede erkekte yoktur. bu konuda annenin özellikleri öndedir.
    ailenin kazanç, geçim, bakım, koruma, savunma ve dış işlerinde erkek görevli olduğu için, ona bu konularda da özel kabiliyetler verilmiştir.
    kadın ve erkekteki bu farklılık yüce allah'ın bir rahmetidir. i̇ki cinsi birbirine muhtaç yapmak ve birini diğeriyle tamamlamak için yüce rabbimiz böyle takdir etmiştir. bu aynı zamanda iki cins arasındaki muhabbetin temini ve birbirine güveni için de lâzımdır. bunun için bütün insanlar bir yönüyle noksan yaratılıp diğer insanlara ve varlıklara muhtaç yapılmıştır.
    kâinatın düzeni zıtlık, farklılık ve birbirine muhtaç olma esasına göre kurulmuştur. bunda bilemediğimiz nice sır ve faydalar vardır.
    bu dünyada herkes zengin veya herkes fakir olsaydı, dünyanın düzeni bozulurdu; daha doğrusu düzen olmazdı.
    aslında bütün insanlarda noksanlık vardır. hiç noksanı ve kusuru olmayan sadece yüce allah'tır. meselâ acıkmak, yeme içmeye muhtaç olmak, soğuktan ve sıcaktan etkilenmek, uyumak, hastalanmak, yaşlanmak da birer noksanlıktır. bunlar kul olmanın bir gereğidir. bu tür noksanlıktan kul sorumlu değildir. tam tersine, kul bu sıfatlarla ve âcizliğini anladıkça güzel kuldur.
    0 ...