sean penn'in yaşanmış bir olaydan yola çıkarak çektiği film.
ana karakterimiz alexandra süper berduş'un alaska yolculuğuna, yaban hayat macerasına çıkış sebebi ailesini cezalandırmak. travmatik bir çocukluk yaşantısının ve akabinde babası ile annesi hakkında yakın zamanda öğrendiği gerçeklerin ruhunda açtığı derin yaralar ve kalbindeki yoğun öfke onu uzaklaşmaya, tüm ailesinin temsil ettiği değerlerden, dünyadan pılısını pırtısını toplayıp izini kaybettirerek doğaya kaçmasına neden olur. yani bu maceranın çıkış noktası tüm çocukluğunu karabasana dönüştüren ailesinden kaçarak hem de kolej notlarının hepsinin a olduğu ve harvard'a gidebilecekken, yani yıldız bir öğrenciyken, istikbali parlakken, tüm bunları arkasında bırakarak anne ve babasını geçmiş için cezalandırmaktır. çıkış noktası psikolojik ve biraz ergencedir.
ancak yolculuk boyunca yaşadıkları onu değiştirecektir. bu değişimler yol üstünde karşılaştığı her insanın onun hayatına yaptığı dokunuş ve doğa yardımı ile olacaktır.
gün gelecek yaktığı paraları kazanmak için mısır tarlasında ve değirmeninde çalışacak.
--spoilergibi örnek--
buradaki işvereni bay mutlu'nun bir sözü çok ilginçtir. asıl önemli olan 1940ların sonunda rosewell'da olanlar. roswell olayı na dikkat çeken bölüm hoştu.
--spoilergibi örnek--
gün gelecek kaçak bindiği ternden tekme tokat kan revan içinde atılacak.
gün gelecek yaşlı bir askere bilgelik dersi verecek:
--spoiler--
insan ruhunun özü yeni deneyimlerden oluşur.
--spoiler--
--spoiler--
yaşama sevincinin insan ilişkişlerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. tanrı onu tüm evrenimize yaydı. o her şeyde mevcut. tecrübe edeceğimiz her şeyin içinde var. insanlar sadece bu şeylere bakış açılarını değiştirmeliler.
--spoiler--
ve kendisini evlat edinmek isteyen bu insandan şu dersi alacaktır:
--spoiler--
affettiğinde sevgi duyarsun ve sevgi duyduğunda tanrı'nın nuru seni aydınlatır.
--spoiler--
gün gelecek doğanın muhteşemliği karşısında büyülenip, macerasını uzatacak:
--spoiler--
özgürlük ve yalın güzellik vaz geçmek için fazla güzel.
--spoiler--
bu maceraya ve daha sonra kendini bulma yolculuğuna çıkışı beyaz adamın kendine olan yüksek güveniyle olduğundan, bir kaç avlanma hakkında bilgi, bir yerel bitki kitabını vahşi doğayla başbaşa kalmak için yeterli sayma hatasına düşecektir. gönül isterdi ki böylesi bir yolculuğa çıkan insanın yanında taşıdığı jack london kitapları ve doktor jivago kadar kızılderili bilgeliğine de önem verip, onlara ulaşma yolunu aramasını. tabi ki bu olmayacak ve tüm yaşadıkları sonunda, bencil nedenlerle başladığı bu yolculuk kendisini de başkalaştırarak şu noktaya getirecektir:
--spoiler--
mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir.
--spoiler--
film sistem eleştirisinden çok sorunları kişilere indirgeyen bir eleştiriye sahip. ama yine de doğanın insanın vaz geçilmezi olduğunun hatırlatılması bakımından, özgür ruha ulaşma çabasına ilham vermek açısından güzel. film baştan sona belki de kurgu ve tam bir sistem eleştirisi olmadığından çok etkili değil ama film içindeki bazı sözler ve finali ulaşıldığı nokta açısından oldukça etkili.
bir de ron'un yaşlı askerin gözlerinden dökülen yaşlar ve despot babanın yol ortasında yıkılışı oldukça yürek burkucu.
velhasılkelam genel olarak hollywood filmlerinden kat be kat güzel ancak özgürlüğe adanmış bir eser değil.
müzikal not: filmin müzikleri oldukça güzel, örneklemeden geçmeyelim*:
not: filmin sonlarındaki alex'in hali gönül gözüme ernesto che guevara'yı hatırlattı ve onun savaşının, özgürlük mücadelesinin değerini derinden hissettirdi. bu da kuzey amerika ile güney amerika farkı olsa gerek. çünkü che de burjuva bir ailenin çocuğu ve doktor iken bu yolculuğa başladı.