değişen öğrenci profili

entry1 galeri
    ?.
  1. öğrencilerin tavırlarındaki değişimdir. eğitim sisteminin kötüye gidişinin temel sebebidir.

    hemen hemen, sözlükteki her yazar, 90 ların başlarında okul hayatına başladı diye düşünüyorum. ( yanılmıyorum, eminim ) o vakitten bu vakte gelene kadar, değişenleri düşündüğümde ise hüzünleniyorum ve çok endişeleniyorum.

    okula başlarken, çok iyi hatırlıyorum, ana babalarımız hep " hocam, eti senin kemiği bizim " derlerdi. bu laf, al bunu ne yaparsan yap demek değil asla. bilakis, ben sana onu emanet ediyorum demekti. doğru durması, öğrenmesi, adam olması için ne gerekiyorsa yap ama unutma! o benim çocuğum, hep öyle kalacak demekti. ve hocalarımız hiç bir zaman bize, veliden aldıkları bu gazla kötü davranmadılar. evet, sopa yediğimiz zamanlar oldu. olmadı değil. ama bir düşünün yaptığınızı bakalım, siz olsanız ne yapardınız? veli, çocuğunun durumunu sormak için gelmezdi mesela okula. toplantıdan toplantıya okula uğranırdı. öğretmenden notlar öğrenilir, gidişatla ilgili bilgi alınır, iyi ise bir aferin, kötü ise kıça bir şaplak... geçer giderdi. karnede takdir veya teşekkür getirmek demek sadece ve sadece derslerinizi iyi öğrenmişsiniz demekti. ve hiçbir zaman karne hediyesi yoktu. çünkü herkes kendine okuyordu. benim okulda öğrendiklerim, benim meslek sahibi bir birey olmama yarayacaktı. bundan annemin veya babamın ne çıkarı olacaktı? peki ya şimdi ne oldu?

    o dönemin çok ilgi görmemiş olan bireyleri, alelacele evlendi, çocuk yaptı ve şimdi o çocuklar ilköğretim sıralarında. sadece onlar mı? peşlerinden velileri de tabiki. ben 1. sınıfa başladığımda ilk gün bir allahın kulunun ağladığını hatırlamıyorum. tam tersi, bir sürü yeni arkadaşımız olacak diye oynaya zıplaya gitmiştik okula. şimdilerde bir bakın. birinci sınıfları bir hafta erken başlatıyorlar okula. neden? alışsınlar diye. alışmazlar abicim. sen çocuğu yabani gibi evde büyütürsen, çok afedersin ama nah! alışır. şebele maymunu gibi annesinin kucağından inmeyen bebeler var. ağlayan, zırlayan cabası. veli de bırakmak istemiyor ki. koca koca kadınlar, 1. sınıf sıralarına oturuyorlar utanmadan. " ay bir iki gün ben geleyim, ortama alışsın "... lan zaten sorun senin orda olman. sen gideceksin, çocuk ağlayacak, baktı ki anne gelmiyor, susacak, devam edecek hayata. olur mu? bilinçli anne!! onlar.

    kendileri okuyamamış olan aileler ise ayrı bir teranedir tutturyor. çocuğun her başarısını ödüllendiriyorlar. sebep? okumaya özensin. gülmek istiyorum şöyle ağız dolusu olmuyor. dökme suyla değirmen döner mi? sen o çocuğa okuması gerektiğinin bilincini vermek yerine, her 4 veya 5 aldığında hediye verirsen ne olur? söyleyelim hemen ne olacağını? eskiden, her istediği alınan zengin bebelerinin yaptıkları şımarıklıklar vardı bilirsiniz. şimdi o davranışları yalnız onlar yapmıyor. bakın, en normal, orta direk ailenin çocuğu bile yapıyor. " arkadaşımın ki benten liiiiii, benimki değilll " , " bakuganlı kalem olmazsa yazmam işte, yazmaaaam ". ve çok gariptir ki, aileler de her istediklerini yapıyorlar bu çocukların. doyumsuz, kıymetbilmez, fütursuz bir nesil yetiştirdiklerini görmeksizin hemde. matematikten 5 mi aldı, git nokia x6 al ona. fenden 100 mü aldı, hani nerde laptopu? ingilizcesi çok mu iyiymiş, tatile nereye gitmek ister bitanemiz? iyi, güzel, hoş, tamam... çocuğun yüreklendirilmesini anlıyorum. elbette ödüllendirilmeli. ama neden bu kadar lüks şeylerle olsun ki? pek tabi, çocuğunuza sınırlar koyabilirsiniz. hayır dendiğinde, bunu hayır olduğunu bilmeli. kurallar olduğunu, uyulması gerektiğini bilmeli. herkesin çocuğu kıymetlidir, sadece seninki değil ya.

    uzun lafın kısası, ben merkezci çocuklar yetişiyor alttan alttan dostlarım. dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanan bir sürü bacaksız. tedbir alınmalı, otorite sağlanmalıdır. ama aşırıya kaçmadan.
    0 ...