Duygular ilerlemeden anlaşıldığı için şükredilmesi gereken bir durumdur. Zira Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ'nın şirke düşen / imanı olmayanlarla evlenmenin imanlı bir kadın ve erkeğe câiz bir davranış olmadığı belirtilmiştir. Birilerine -haşâ- isabetsiz gelebilecek bu tavır, tam teslimiyetle Allah'a, Rasûlü'ne ve islâma yönelmişler için şaşılacak / eleştirilecek bir durum değildir. "Bana göre / bence" diye başlayan cümleler ise Allah'ın emirlerine karşı çıkar bir yola girdiğinde muhataba "Allah'ın dinine mi yoksa kendi kafandaki dine (!) mi inanıyorsun da böyle konuşuyorsun?" sorusunun sorulmasını doğurur. Allah'la islâmla ilgisi olmayan, her şeyi nefsânî duygularına, günlük zevklerine ve geçici -sözde- kanaatlerine göre yaşayan için bir sorun olmayabilir ama, Müslümanlık iddiası olan için düşünülemiycek bir hâldir. Akl-ı selîm ve kalb-i selîm sahibi insan her şeyi "Allah için sever ve Allah için buğzeder".