attila ilhan'ın şair yayından fırlatıp ruhumuzun derinliklerine attığı oktur 'yorgun serüvenci' şiiri, bir güne, bir tarihe bir hayata tanıklık eder, o hayatın içinden kendi acılarımızı, hayallerimizi, aldanışlarımızı, umutlarımızı, sevgilerimizi bulur her okuyuşta yeni birisiyle karşılaşırız.
yeşil su içmek , nazım hikmet şiirlerini sevgiline gönderdiğin için okuldan atılmak, hapis yatmamak için akıl hastanesinde yatmak mıdır, yoksa danıştay kararı ile 18 yaşında yıllar sonra tekrar liseye dönmek midir. yoksa lise son sınıfta kendinden habersiz amcanın gönderdiği şiirle ödül kazanıp şairler alemine arz-ı endam etmek midir, yoksa nazım hikmet hapisteyken davasına avrupadan destekçi bulmak için paris'e gitmek midir, paris'te afrika'dan cezayir'den gelen sömürülmüş insanlarda batının zulmünü birebir görmek midir yoksa ülkesinde sürekli polis takibinde olan, toplumcu bir aydın olarak yıldırılmaya çalışılmak mıdır yoksa marksizmi öğrendiğin paris'te batılıların herşeyin iyisini yalnız kendilerine layık görmeleri karşısında acı bir aydınlanma mıdır;
yoksa her daim yolu insan ve sevgi olan bir toplumcu özgür ruhun tüm haksızlıklara karşı yürüttüğü mücadelesinde içmek zorunda olduğu acı su mudur?*
bilinmez.
ancak bilinen şey ne kadar yeşil, klorlu acı sular içsen de şu hayatta, ölüme giderken yüreğinde hissettiğin yorgun da olsa o serüvenci ruhtur ve o ruhu yaşamaya cesaret edebilmek bile bizi yeşil su içmeye mahkum edenlerin hayal bile edemeyeceği yüce bir ruh halidir.*
not: tüm eserleriyle bizi aydınlatmaya devam eden attila ilhan'ın ölümsuz ruhu her daim aramızda umarız önemli düşünür kimliği de hak ettiği yeri düşün tarihimizde alır.