kendileri türkiye adına bir şanstı. ilk kez bir ermeni açık açık bu denli yüksek sesle iki ulusun sorunlarını dile getiriyordu ve sesleniyordu: ermeniler türklerle, türkler ermenilerle uğraşmamalı diye. ermenilerin tek sorunu 1915 olduğu sürece kendi varlıklarını eksik görmüş olacaklardır ve diğer ülkelerin soykırımı tanıyıp tanımamasının hiçbir önemi yoktur diyecekti.
1915'te acı şeyler yaşanmıştır; fakat bunun sorumlusu sömürgeci avrupa'dır ve osmanlı'nın içerisindeki bir kesim avrupa hayranıdır diyecekti. evet bizler de türkleri öldürdük diyecekti.
her şeyi objektif biçimde tartışabilecek ve yazabilecekti. belki de bu yüzden hem diaspora hem de türkler tarafından sevilmeyecekti; çünkü kimseye yamanmak için bir şeyler kaleme almıyordu. bir gazeteci, bir araştırmacı idi. araştırdıkları doğrultusunda kendi düşüncelerini anlattı ve başkalarının düşüncelerini empoze etmeye çalışmadı.
bir yazısında kaleme aldığı türk'ten boşalacak kirli kan deyimi sürekli onun alehine kullanıldı. oysa ki o türklere karşı düşmanlık değil, ermenilerin türk takıntısından bahsetti ve bu yüzden yargılandı. evet, türklerle uğraşmaktan vazgeçin dediği için 301. maddeden yargılandı.
en çarpıcı cümlelerinden birisi ise şu oldu: evet,bu topraklarda gözümüz var;ancak alıp götürmek için değil,dibine gömülmek için.
bu beyanatı bile aslında her şeyi ortaya koydu. o ermeni asılı bir türkiye cumhuriyeti vatandaşıydı ve bu ülkeye aşıktı. bu aşkı yüzünden, bu tarafsızlığı yüzünden öldürüldü. bu yüzden ölümünün ardından yapılan gösterilerden hem bir kesim türk, hem ermeni diasporası rahatsız oldu.