"mahremiyetçilik eleştirisi, topluluğa (cemaate) duyulan gereksinimi canlı tutmaya yardım etse de, hakiki mahremiyet olanağı azaldıkça giderek daha da yanıltıcı hale gelmektedir. çağdaş amerikalı, tıpkı ataları gibi, herhangi bir ortak yaşam kurmada başarılı olamadıysa da, modern sanayi toplumunun toplumu birarada tutma yeteneği onun tümüyle yalıtılmasını engellemiştir. çağdaş amerikalı teknik becerilerinin çoğunu kurumsal şirketlere devrettiğinden ötürü, artık maddi gereksinimlerini tek başına karşılayamaz olmuştur. aile kurumu yalnızca üretici işlevlerini değil, yeniden üretici işlevlerinin de çoğunu kaybettiğindendir ki, artık erkekler ile kadınlar diplomalı uzmanların yardımı olmaksızın kendi çocuklarını yetiştirmeyi bile beceremiyorlar. eski kendi kendine yetme geleneklerinin ölmeye başlaması, başkalarından yardım almaksızın gündelik hayatla başa çıkma yeterliliğini her alanda aşındırdı, dolayısıyla da bireyi devlete, kurumlara ve diğer bürokrasiye bağımlı kıldı."