öncelikle şunu belirtmek isterim; ben bu yarışmanın elemelerine katıldım ve 2. aşamada elendim. ha şimdi elendiğim için bok atmaya çalıştığımı düşünenler olacaktır elbette, ki böyle düşünmeleri gayet doğal. ve bir de 'lan madem saçmalık diye düşünüyordun, ne diye katıldın o zaman yarram?' diye soranlar olabilir. onlar da haklı...
hemen izah edeyim; ben ilkokul 4. sınıftan beri tiyatroyla uğraşıyorum, bütün amacım, gayem, hayatım oyunculuk üzerinedir. hatta şu an ailemden uzakta, başka bir şehirde kıt kanaat yaşıyor oluşum da bu oyunculuk sevdam yüzündendir. bugün 27 yaşındayım, 3 profesyonel tiyatroda ve birkaç saçma sapan dizide oynadım. lakin hiçbir zaman da ben oyuncuyum, ben tiyatrocuyum demedim, diyemedim.
bu yarışmaya katılmak bana göre çok saçmaydı, çünkü bu tarz yarışmaların ne kadar gereksiz olduğunu en iyi bilenlerdenim. ama hani bazen bile bile lades olur ya insan. ve sanki bu kez olacak lan, bu farklı bir şey lan.. sanırısına kapılır. benimki de aynen bu şekilde oldu. yarışmaya ismini veren 'artiz mektebi'nin yazarı kandemir konduk'un yanında bir dönem çalıştım, bu yarışmaya katılmadan önce de kendisine danıştım. istersen dene dedi, ben senin başarılı olacağına inanıyorum dedi. sonra bu işlerin gerçekten içinde olan birkaç arkadaşımın da gazıyla, gittim ve elemelere katıldım.
işte işin en boktan tarafı... yahu bu kadar mı tutarsız olunur, bu kadar mı saçmalanır.. oyunculuğumuza güvenip gittik (ki hala da güveniyorum) fakat aslında işin oyunculukla uzaktan yakından alakasının olmadığını gördük. bizzat gördüm yani.
1. aşamada herkes kendi seçtiği bir tiradı jüriye oynadı. ve allah sizi inandırsın; atinalı timon'u oynayan da geçti, yüzüne göz kalemiyle bıyık çizip 'anamı kesen ben babamı kesen ben hyeeeyt ulen' diye bağıran da geçti... o an dedim ki, lan bu işin içinde bir iş var. oyunculuk namına en ufak bir yetenek ışığı olmayan barzolar da geçiyor, gerçekten yetenekli olanlar da...
2. aşama için çağrıldığımızda olayı daha net anlamaya başladım. insanlara en başta 'sesinizin çok iyi olmasına gerek yok canım, azcık şarkı söyleyebilin yeter, önemli olan oyunculuk yeteneğiniz' şeklinde bir açıklama yapmışlardı. ama 2. aşamada hiç de öyle bir durum olmadığını gördük. size yemin ediyorum, abartıyorsam şerefsizim; baya bildiğin popstar elemesine döndü olay. piyanodan ses vermeler, o sesi tekrar etmenizi istemeler.. 2 ayrı şarkıyı baştan sona hatasız bir şekilde söylemenizi beklemeler... yahu oyunculuk kısmında gelene gidene geç diyen jüri, şarkı kısmında bildiğin albüm çıkarabilecek yeteneklerin peşine düştüler.
ulan 2. aşamada sıra bekleyen elemanlara bi baktım, benim moral sıfırın altına indi anında. eline kemanını alan, gitarını alan, hatta abartıp piyanosunu alan gelmiş... adamlar ciddi ciddi çalıp söylüyor aga. ve bu 2. aşamaya kalanların yarıdan fazlası, oyunculuk konusunda rezalet olan tipler. yüzüne göz kalemiyle kaş ve bıyık çizip tuzsuz deli bekir'i oynamaya çalışan kızdan tut, sahnede elini götüne sokup repliğimi unuttum böhühühüüüü diye ağlayan elemana kadar, hepsi orda...
neyse, sıra bana geldi, girdim içeri. piyanodan ses verdiler göt gibi kaldım, sonra şarkı söylettiler, çok da rezalet söylemedim, idare ederdi yani. ama 'üzgünüz' dediler. yahu diyorum ya, ciddi ciddi şarkıcı arıyordu adamlar.
lan ben zaten o kadar iyi şarkı söyleyebilseydim orda ne işim olurdu amk? ayrıca madem bu denli iyi şarkıcılar arıyordunuz, ne diye artiz mektebi diye bir şey yaptınız? popstar 2 falan yapaydınız arkadaş!
3. aşama danstı, oraya hiç girmeyelim. 2. aşamayı geçen herkes onu geçti zaten. sonrasında da kamerada nasıl göründüğünüze bakıcaz falan filan dediler, bu şekilde olayı noktaladılar.
velhasılı bu yarışmaya oyunculuk konusunda yetenekli insanlar seçilmedi. bariz bir şekilde; gitar çalmayı bilen parlak parlak çocuklar ve hoppidi zıppidi oynayabilen çıtı pıtı hatunlar seçildi.
az önce oturup izledik ilk bölümü. biri çıksın; 'evet ya işte budur, hepsi birbirinden yetenekli yarışmacılar, kesinlikle çok başarılı bir program olmuş' desin, ağzımı açarsam şerefsiz evladıyım. isteyen ukalalık olarak algılasın, isteyen katılamadığı için bok atıyor desin; ben ordaki oyunculardan çok daha iyiyim amına koyayım, bunu da her yerde her şekilde kanıtlarım, ve zaten yakın bir zamanda da kanıtlayacağım! bugün izlediğimiz o hatunların en az iki bin katı yetenekli kız vardı elemelerde, gözlerimle gördüm. hiçbiri de elemeleri geçemedi. sonra da vay efendim niye bizim hiç yetenekli oyuncumuz yok, niye biz yapamıyoruz.. falan filan...
alın işte, nurtopu gibi salak bir yarışmamız daha oldu. sonucunu da söyleyeyim şimdiden; bir iki tane 'oyunculuk yeteneği olamayan' ama güzel olan hatun ve bir iki tane 'oyunculuk yeteneği olmayan' ama ekrana yakışan, yakışıklı çocuk çıkacak, bir iki dizide falan oynayacaklar, sonra ne sen hatırlayacaksın onları, ne de ben...
bugüne kadar kaç yarışma yapıldı buna benzer, sorsam şimdi o yarışmalardan kim var piyasada? diye, herkesin söyleyeceği tek bir isim var, o da beren saat.. beren saat ya, beren saat... her dizide, her filmde aynı yüz ifadesi ve aynı ses tonuyla,sırf güzel olduğu için 'oyunculuk' yapan beren saat... ötesi yok yani.