büyü

entry282 galeri video5
    56.
  1. o, büyüyü görmedi. kendi gözlerindeki büyüyü. yarattığı her güzellik onun gözlerindeki büyüden doğardı. bu dünyaya ait değilmiş gibi; sessiz, huzurlu.. nefes alışları derinine işlerdi insanın. yanındayken o kadar berraktı ki; sanki ne düşündüğünü duyardın. avucunu açtığında içine konan bir kelebek gibiydi, avucunu kapatırsan büyüsü sönecek, ölecekti. yapabileceğin tek şey ellerin açık bir şekilde onu misafir ettiğin bir tek günün tadını çıkarmaktı; çünkü onu zorla tutamazdın, gitmek istediğinde elbet gidecekti. tamam, ömrü bir kelebekten daha uzundu belki; ama teninin üzerinde konaklayışı bir günden fazla asla olamazdı. doğasına aykırı, ‘mükemmel’ doğasına tamamen zıt..
    hem de gittiğinde her şeyi unutmuş gibi yapacaktı. senin sözcüklerin hiçbir şeyi anımsatmayacaktı. fakat unutmadığını sen çok sonra anlayacaktın. sessizlik içinde cesaretin yavaş yavaş yitip gittiğinde, onun sözcükleri seni harekete geçiremez kılacaktı. korkup, bir köşede aklındaki karmaşanın tutsağı olacaktın; güzellikleri işte sen o zaman unutmaya başlayacaktın. yine de yağmur tanelerinden geçen güneş ışığının renkli parlaklığı sönmüyordu işte, büyü bitmiyordu..
    0 ...