ismiyle ilgili birden fazla söylenti bulunan, Mardin' e gidildiğinde muhakkak görülmesi gereken manastır.
Bunların ilki manastırı oluşturan taşlar arasında Safran adlı çiçeğin bulunduğu rivayeti üzerinedir. Buna göre Deyrul Zafaran ' Safran Manastırı' demektir.
ikincisi ise manastır yapımında kullanılan taşların rengi sarı olduğundan ve Eski Arapça' da Zafaran kelimesi sarı anlamına geldiği için manastıra Deyrul Zafaran yani Sarı Duvarlı Manastır denmiştir.
Yaz aylarında asla gidilmemesi gereken yerlerden birisidir ayrıca. Buharlaşacağınızı filan sanırsınız, hele benim gibi bi' andavallık yapıp öğle saatlerinde giderseniz güneş gözlüğünüzün burnunuza yapıştığına şahit olabilirsiniz.
Manastırın temelini oluşturan zeminin altında bulunan odanın 16 asırlık bir tarihi olduğu ve bu temeli oluşturan taşların yaklaşık 500 ton olduğu söylenmekte. Bu taşların en önemli özelliği ise birbirlerini tamamlayacak nitelikte olmaları. Düşünün yüzyıllar önce çimento ya da benzeri hiçbir birleştirici madde kullanılmadan, taşlar birbirine geçirilerek bir temel oluşturulmuş ve hala dimdik ayakta bu temel de üzerindeki manastır da!
Dünyadaki bütün Süryanilerin Şam' da bulunan merkez manastırdan sonraki ikinci evidir, onlar için sımsıcak bir yuvadır burası.
Toplam 40 personel bulundurur ve bu 40 personelden kimileri bu manastırda yaşamını sürdürür.
Buranın her metrekaresinde fotoğraflanmaya değecek ayrıntılar bulunur. Üstelik kapıları şaşılacak derecede güzel birer mimari örneğidir; al karşına otur saatlerce seyret, o derece!
Son olarak girişinde soluklanabileceğiniz güzel bir kafetarya ve sevdiklerinize hediyeler alabileceğiniz minik bir butik bulunmaktadır.
Anlatmakla bitmez efendim; iyisi mi sizler gidip görünüz.