yakup kadri'nin onun için bir sözü var. aklımda kaldığı kadarıyla:
- iyi ki 1915'te öldü de mütareke dönemini göremedi. muhakkak ingiliz işgalcileri medeniyet getiriyorlar diye alkışlayacak, biz de onu 150'likler listesine almak zorunda kalacaktık. böylece türk edebiyatı bu büyük kıymetinden mahrum kalacaktı.
şükür(!), tevfik fikret erken öldü de türk edebiyatı bu büyük kıymetinden (!) mahrum kalmadı. yoksa, asala bir tük diplomatına başarısız bir suikaste kalkıştığında, ortaya çıkıp şu mısraları söyleyebilir, ortalığı fena karıştırabilirdi:
"ey şanlı avcı, tuzağını boşuna kurmadın
attın ama, yazık ki, yazıklar ki vuramadın!"
tam bir batı hayranı ve islam düşmanıydı tevfik fikret. hatta önceleri ittihatçıların bir kahramanıyken, batı'ya cephe alıyorlar diye onlara da düşman kesilmişti. kendisi hayal ettiği ülkeyi göremedi ama, oğlu, o şiirler yazdığı haluk'u, abd'de, bir protestan rahibi olarak öldü!