dersim isyanlarını tek boyutlu ve kemalist devrimi idam sehpasına çıkartarak yorumlamak eksik, taraflı ve yanlış bir değerlendirme olur kanısındayım. isyanlar öncesi umum müfettişleri tarafından hazırlanan ve çözüm noktasında askeri harekatı tek çıkar yol olarak tarifleyen anlayışın cumhuriyet kurucu kadrolarının büyük oranda asker kökenli olmalarıyla yakından ilgisi olduğunu düşünüyorum. 1938'de ikinci harekat başladığında başbakan olan, sivil Celal Bayar dahi kurtuluş mücadelesinde komitacı vasıflarıyla sivrilmiş bir isimdir. diğer isimler arasında ise neredeyse sivil olan yoktur. elbette hiçbir açıklama isyanlar sırasında yaşanılan yanlış uyuglamaları, hava harekatı gibi hedef gözetmeksizin ölümleri artıran uygulamaları meşrulaştırmaz. ancak aynı şekilde hiçbir gerekçe de isyanı ve isyancı aşiret liderlerinin tavrını meşrulaştırmaz. yaşanılan durum devlet açısından da, isyancılar açısından da cumhuriyet tarihinin utanç sayfalarından birisidir. ancak yapılan yorumların çoğunda ya bir tarafı ya diğer tarafı haklı gösterme çabaları da en az isyan ve bastırılması süreci kadar utanç vericidir. bir yanda devletin uyguladığı şiddeti meşrulaştırma çabası diğer yanda isyancıları kahraman yapma sevdası da toplumumuzun psikoljik sakatlığının bir göstergesidir. ne bu olay doğrultusunda devleti eleştirmek mustafa kemal'i ve cumhuriyet'i topyekün karşına almak demektir, ne de isyancıları eleştirmek "faşizm"dir.