tarlabaşı

entry126 galeri
    50.
  1. "Tarlabaşı bir çamur gibidir. Ona dokunmamalısınız. Yoksa elinize yapışıp kalır, size bulaşır, çıkmaz." istanbul'un bu 'namlı' semtinde yaşayan küçük bir kapkaççının gözüyle Tarlabaşı bu. Günler önce radikal gazetesinde görmüştüm. Bu cümle o semti "itici bir o kadar da çekici" yapmıştı gözümde. Yasaklar çiğnenmek için diye bi söz vardır ya hani, bu kelimeler zihinsel olarak yasaklamıştı Tarlabaşı'nı bana. Bende işlevsel olarak çiğnedim. Ve ne umduğumu ve ne bulacağımı bilmeden bilinmezliklerle dolu bu semte fotoğraf makinamıda alarak yanıma gittim.

    ilk girdiğim sokak City of God filminin varoş ve kirli sokaklarını gösterdi sanki. Tipik bir "ghetto" örneği. Metropolün sadece siyasi sınırları içinde, yaşamsal sınırları dışında. Karanlık, bir o kadar da renkli... işte Tarlabaşı tamda böyle bir yerdi...

    Tehlikeli bir yer olduğunu söylediler "bilenler". Bende korkudan arkadaşımla beraber üç buçuk üç bucuk ilerlerken, karanlık bir pencereden duyduğumuz ses beni de arkadaşımı da gerçekten ürkütmüştü. "ben çalmadım, ben çalmadım abi..." Keşke sesleri de fotoğraflayabilseydim. Pencereden bir kurşun gelir korkusuyla "üç buçuk" luk adımlarla oradan uzaklaştık.

    ilginç olan bir başka nokta ise her iki bina arasına çamaşır iplerinin serilmiş olmasıydı.o çamaşır ipleri bana kozmopolit yapıda yaşayan "karmaşık "düşüncelere sahip; afrikalısı, travestisi, solcusu, sağcısı, kürdü, türkü, çingenesi, ermenisi, rumuyla bazen acı içinde, bazen sorunsuz çalışan farklı farklı organlar arasında bağ kuran damarlar gibi gelmişti. insan gibiydi tarlabaşı. Dışı pırıl pırıl önünde istiklal caddesi, beyoğlu; içi pis tarlabaşı gibi bir insan. bende röntgenini çekmeye çalıştım buranın...

    Ama özgünlüğüne diyebilecek hiç bir şeyim yok. Çocukların "abi beni de çeksene, abi bi tane daha" deyişlerine de..
    2 ...