insanların ne yapacakları ezeli ervahta belli olmuştur.*
örneğin 3 kişi günde 8 saat duvar ördüler. patron geldi birinciye 5 lira,
ikinci şahsa 10 lira, üçüncü şahsa 20 lira verdi. az para alan işçi demez mi;
"biz aynı çalıştık patron, o neden fazla para alıyor? aynı emeği verdik." diye?
ama başka birisi gelse; gönlünden kopar birine 5, birine 10, birine 20 verir.
o insanların; "buna niye fazla verdin, bana niye az verdin?" deme gibi bir hakkı var mı? yok.
gönlünden kopmuş vermiş. allah'ın adaleti de böyledir.
dünya bir imtihan dünyasıdır ve kanaat etmek bizim için daha iyidir. bizim soru sormaya hakkımız yok.
bizim itaat etmemiz lazım. verdiği bir gözün ne kadar mühim olduğunu, trilyonlar harcasan bir göz
elde edemeyeceğini biliyor musun? mevla kuluna evlat verir. dünyanın bütün profesörlerini toplasan sana bir tane
o çocuktan yapabilir mi? biz körüz. hep daha fazlasını istiyoruz. elimizdekilerle yetinemiyoruz.
sen bir yürümenin nimetini, parmağının oluşturduğu fonksiyonları biliyor musun ya? hiçbir
robota uygulayamıyorlar insan elinin fonksiyonlarını. bunu illa elin kopunca mı anlayacaksın?
diyeceğim odur ki, en büyük zenginlik kanaattir. haline kanaat eden insan; bir kuru ekmekle bile
dünyanın en zengin insanıdır. eğer kanaat etmiyorsa, trilyonları olsa küçük görür.