bazı kişilerin bu gerçeği ciddiye almamasının nedeni, yer altında milyarlarca varil pertol rezervinin olduğu bilgisidir. bu bilgi kasıtlı olarak kamuoyunu yanıltmak için de kullanılır.
enerji verimliliği, o enerjiyi üretmek için harcanan enerjiye karşılık ne kadar enerji alabilindiğini gösteren bir değer olan eroei ile ölçülür. yani petrol çıkarmak için harcadığın enerjiyle ne kadar enerji kazandın? ya da nükleer yakıtı çıkarmak ve hatta onu kullanmak için harcadığın enerjiyle ne kadar enerji elde ettin?...
işte bu yüzden yer altında daha milyarlarca varil petrol rezervi olmasına rağmen, petrol gittikçe pahalı bir yakıt oluyor. çünkü yüzeydeki petrolü çıkarmak için gereken enerji daha azken, daha derindeki petrolü çıkarmak için gereken enerji daha fazla ve yüzeydeki petrolün bitmesiyle gittikçe daha derin sondajlar yapılmak zorunda kalınıyor. eskiden bir birim enerjiyle, 100 birim enerji üretebilecek kadar petrol çıkarılabiliyordu. bu oran şimdi 1'e 10 ve yakın zamanda 1'e 3'e düşmesi bekleniyor. bu ne demek biliyor musunuz? şimdiki rezervlerin 4 katından daha fazla yeni kuyu bulunmalı ki enerji arzı sabit kalsın... mümkün değil. eroeisi 1'e düşen bir yakıtı ise çıkarmak zaten anlamsızdır ve o noktadan sonra yer altında ne kadar petrol olursa olsun fayda etmez.
bu durum bütün tükenebilir yakıtlarda olduğu gibi, nükleer yakıt olan uranyum için de sözkonusu. (hatta hesaplara göre yeryüzündeki bütün uranyum çıkarılsa bile dünyaya 10 yıl yetiyor. çıkarıldıkça eroei değerinin düşeceğini de unutmayın) kaldı ki şu anda nükleer santrallerde üretilen elektriğin çok büyük bölümünün yine nükleer santrallerde harcandığı bilinen bir gerçek. sonuç olarak şu anda en verimli ve bol enerji olan petrol kullanılamayacak noktaya doğru gidiyor ve bunun yerine konulabilecek aynı verimde ve bollukta bir enerji kaynağı yok. hele ki bunun yerine nükleer enerji gibi verimsiz bir enerji türünü koymaya çalışmak, uranyum da tükenebilir bir kaynak olduğu ve eroei değeri daha da düşeceği için büyük aptallık olur. öyleyse dünya artık büyümeyi uzun bir süre (belki yenilenebilir enerji yatırımları yeterli seviyeye ulaşıncaya ve teknoloji yenilenebilir kaynakların verimlerini daha da arttırıncaya kadar) unutacak zorunlu olarak.
yenilenebilir enerji kaynaklarının şöyle bir avantajı var, eroei değerleri asla düşmüyorlar. (zaten bu yüzden yenilenebilir diyoruz) rüzgar enerjisinin eroei değeri 5 ve 35 arasında değişiyor ve bir gün yeryüzünde kullanılabilecek petrol ve uranyum kalmadığında dahi rüzgar gülleri dönmeye devam edecekler. gelecekte güçlü olanlar, borç harç yapıp kendisini gittikçe pahalılaşan nükleer enerjiye bağımlı kılanlar değil, şimdiden yenilenebilir enerji kaynakları potansiyellerinin tamamını devreye sokanlar ve bu enerji kaynaklarını daha verimli kılacak teknolojiyi geliştirmeye yatırım yapanlar olacaklar. geri kalanlar kıtlık ve açlıkla olmazsa tükenebilir yakıtlar için yapılan savaşlarla yok olacaklar.
peak oil krizinden sağ salim çıkmanın yolu dur durak bilmeyip rüzgar ve güneş santrallerine, biyoyakıt üretimine yatırım yapmak, tarım, hayvancılık ve enerji sektörlerini millileştirmek ve yeterli oranda kamulaştırmak ve bu sektörlerde etkin regülasyon sağlamak(özellikle biyoyakıt üretimi gıda üretimin fırsat maliyetini yükselttiği için gıda fiyatlarının yükselmesine ve açlığa neden olabilir ama enerji arzı kıtlığı da başlı başına gıda krizi sebebi olduğu için tarım ve hayvancılık regüle edilerek bol gıda arzı garanti altına alındıktan sonra biyoyakıt üretimi desteklenmeli. bu sektörlerdekilerin hegamonikleşmelerinin önlenmesi ve yakın zamanda petrol fiyatlarında yaşanabilecek spekülasyonların kötü etkilerinden korunmak için de bunlar çok önemli ), elektrik iletim hatlarını yenilemek, evlerde ısı yalıtımını teşvik etmek, santrallerde üretilen elektriği depolama teknolojisi geliştirmekle beraber (barajlardaki suyun geri pompalanması gibi) az elektrik tüketimine negatif vergilendirme uygulaması getirmek. Özellikle enerjide çok büyük oranda yurtdışına bağımlı olan ülkemizde, tüketilmeyen her birim enerji ithalata gitmeyen kaynak anlamına geldiğinden, her ne kadar milli bütçeyi bozucu gibi görünse de milli gelire çarpan etkisiyle katkıda bulunur ve bu da vergi gelirlerine yansıyarak kamunun toplam gelirlerine olumlu etki eder. bunun teşvik edilmesi için suistimallere kapı açmayan akıllı düzenlemelerle az elektrik tüketenlere negatif vergi yani gelir uygulaması hem kendi kaynağını fazlasıyla yaratabilir, hem de sosyal bir politika olarak dahi kullanılabilir. ayrıca enerji verimliliği yatırımları için de iyi bir teşvik olur.