hrant dink

entry991 galeri video16
    65.
  1. Şanar Yurdatapan'ın Hrant Dink ile ilgili basın açıklaması

    Hrant'ın arkasından bir yığın gözyaşı dökülecek, düne kadar 'Vatan haini' diye saldıranlar da gözyaşı dökmekte başı çekecekler, öyle görünüyor.

    Çok şey yazılıp çizilecek, sizler de yazacaksınız kuşkusuz. Şu an için sadece birkaç basit hatırlatma yapmak istiyoruz, gözden kaçabilme olasılığına karşı. Eğer bilginiz dahilinde ise, tekrar için özür dileriz.

    Hrant ve AGOS'a yoğun saldırılar, Sabiha Gökçen ile ilgili yazı üzerine başlamış, aynı yazı dizisinin sonunda yeralan bir cümledeki 'Pis Türk kanı' sözcüğü tam ters yorumlanarak Ülkücüler tarafından 26 Şubat 2004 günü AGOS önünde bir protesto gösterisi yapılmıştı. Bu gösteride Hrant Dink açıkça tehdit edilmiş, 'hedef' olarak gösterilmişti.

    iki gün sonra, bir grup insan hakları savunucusu, AGOS gazetesine 'Birimizin Derdi Hepimizin Derdi' olarak anılan destek ziyaretlerinden birini yapmış, bununla da yetinmeyerek Şişli Savcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardı.

    Bu suç duyurusu sonunda bir dava açıldı. Bu bizi hem şaşırttı, hem de sevindirdi. Ancak kimsenin ilgisini çekmeyen bu dava 'ırk farklılığına dayanarak halkı birbirine karşı kışkırtmak..' suçundan değil, 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasını çiğnemek'ten açıldı, öyle olunca da sadece 'açılmış olmak'la kaldı.

    Ama Kerinçsiz ve arkadaşlarının ihbarı ile açılan dava bildiğiniz olayları doğurdu ve ceza ile sonuçlandı, ceza ertelendi. Yargıtay 9. Dairesi, başsavcının bozma istemine uymayarak cezayı onayladı. Başsavcı suçun oluşmadığını söyledi ve davanın esastan bozulmasını istedi. Ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu itirazı 6´ya karşı 18 oyla reddetti. Böylece, Dink hakkında verilen mahkumiyet kesinleşti.

    TCK'nın 301. maddesi hepimizin 'böyle adalet' hakkında belirtebileceğimiz görüşleri ağzımıza tıkamaya yarıyor. Ama mızrağı çuvala sığdıramıyor.

    Şişli Cumhuriyet Savcılığına verdiğimiz 'suç duyurusu' metnini yineliyoruz. Burada yapılan iş 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nın ihlali değildir. Herkes gibi Ülkü Ocakları mensupları da, 'önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız' gösteri yaparak görüşlerini barışçı bir biçimde dile getirmek hakkına sahiptirler. Buradaki suç, eski ceza yasasının ünlü 312. (yeni TCK'nun 216.) maddesinde belirtilen 'halkı birbirine karşı kışkırtma' suçudur. Bu madde hep amacının dışında islami basına ve Kürt konusunda yazı yazanlara karşı kullanılmıştı. 40 yılın bir günü doğru kullanılabilecekken o da olmadı.

    Yarın öbürgün Hrant'a kurşun sıkan tetikçi veya tetikçiler belki bulunabilecektir. Ama bu kadar tahrikten sonra tetikçi aramaya bile gerek kalmaz çoğu kez, aynen Akın Birdal suikastinde olduğu gibi. Ve asıl 'azmettirenler' devam ederler yeni provokasyonlar üretmeye.

    Susurluk örtbas edildi, Şemdinli örtbas edildi, bari Hrant cinayetinin izini sürebilelim.

    Sabrınız için teşekkürler...

    Şanar Yurdatapan
    1 ...