yalnız hissettiğinde telefona sarılmak

entry5 galeri
    1.
  1. (bkz: uğurlayansızdan karşılayansıza yolculuk/#11765573)'ın devamı olarak;

    "iniş için alçalıyoruz" anonsuyla uyandım, tüm uçuş boyunca uyumuştum, ağzımda iğrenç bir alkol tadı vardı, anlamsız gözlerle etrafıma baktım, nereden nereye gittiğimi hatırlamaya çalışıyordum, bir süre sonra cevabı bulunca, bu cevabın benim için pek de önemli olmadığına karar verdim, nasıl olsa her yer benim için aynıydı.

    uçak indikten sonra, pasaportumu damgalatıp, bavulumu beklemeye başladım, üzerine tek tek bavulların düştüğü siyah plastik bantı izlemek başımı döndürdü, rengarenk bir sürü bavul dönüyordu, benim ki her zaman son gelen olurdu, yine kuralın değişmeyeceğini bildiğimden kalabalığın aksine geride duruyordum, yaşlı bir amca yanıma gelerek "konsatantinapol mü" diye sordu, "hayır, istanbul" dedim, ters ters bakarak dinamik bantın yanında dikilmiş olan statik kalabalığa karıştı.

    bavul bekleyen kalabalık bir yandan dönen bantı izliyor bir yandan da sözleşmişcesine telefonlarını açmış, "ben vardım" konuşmalarını gerçekleştiriyordu, ben de özendim onlara, telefonumu açtım, turkcell'den 2 adet "hoşgeldiniz beşgittiniz bir derdiniz olursa elçilik numarası şudur" mesajı, 3 adet "şu kadar konuşmak yurtdışında pek ucuz, bir de nete de girin o da çok ucuz, sevdiklerinizle durmadan konuşun o en ucuz" mesajı, 2 adet de "insanların konuşa konuşa anlaştığı şu dünyada, havayı koklayan adam'dan hava durumu" mesajı geldi. "hay senin burnuna zıçiim hocu" diye düşündüm. "yeter koklama havayı"

    birini aramam lazımdı, herkes konuşuyordu, rehberi kurcalamaya başladım, yalnız hissetiğimde hep rehberime sarılırdım, eskiden sarı renkli kocaman telefon reherleri vardı, onlara sarılmak daha çok güven veriyordu, cep telefonu rehberleri eskinin yerini tutmuyordu. bir süre "dur şunu arayayım, dur bunu arayayım" diye düşündükten sonra bir arkadaşımı aramaya karar verdim, kurban olarak onu seçmiştim, en azından bavulum gelip de tekrar içmeye başlayana kadar yalnızlığımı onun geçirmesi gerekiyordu;

    - alo
    + alo
    - hocu darlandım ben iki konuşalım
    + abi gay oldun iyice, ne bu darlandım telefonları, hem sen hollanda'ya gitmiyor muydun?
    - vardım işte, sağ salim vardım.
    + .... e noldu abi?
    + yalnız hissettim hocu ondan aradım, sıkıldım ya, iki konuşalım...
    + abi geçen taş gibi kız içine düştü resmen, mallık yapmasan yalnız olmazdın şimdi...
    - naptım ki hocu, birşey mi yaptım?
    + abi kız 2 saat dibine girdi, anlattı da anlattı, ağzını açıp bir şey demedin, sonra pat diye ben çorba içicem diye kalktın masadan, kız yarım saat küfretti arkandan...
    - hocu çorba daha sıcak ve samimi geldi o an, ben napayım?
    + abi nerden bileyim ... facebook açsana sen, vakit geçer işte...
    - olmaz
    + neden?
    - facebook yalnızın afyonudur
    + puhahaha abi bu laf senin mi?
    - evet... marx'la yazdık... nesiller boyu aktarılsın kulaktan kulağa...
    + ne demek ki abi?
    - hocu ben şimdi facebook açsam, orada olacak 500 tane arkadaşım, sonra ben de diyeceğim ki, aman ne de çok arkadaşım var, aman da ne süpersonik, hiç yalnız değilim, ama gerçek öyle mi, o arkadaşlardan hangisi yalnızlığı geçirecek, hiç biri, çorbabook olsun bak, onu açarım, mercimekti, işkembeydi eklerim çorbam olarak...
    + abi sen iflah olmazsın bu kafayla...
    - olmam di mi ?
    + olmazsın valla...
    - kafa değil beton di mi hocu?
    + öyle abi.
    - sokayım ben kafama
    + sok abi.
    - haydi kapayım o zaman, iyi bak kendine...
    + sen de iyi bak, incel güzelce, dönünce sınav yapıcam
    - abi iyice geyik olmuşsun yine, kapadım
    + ...

    kendimi biraz daha iyi hissettim, biriyle konuşmak işe yaramıştı, ama bu ne kadar sürebilirdi ki, "bs kızı"'nın da dediği gibi, dev gibi cüssemin içinde küçük bir emrah mı yatıyordu acaba?

    devamı için; (bkz: otel odasına escort çağırmak/#11778988)
    25 ...