haklı ya da haksız yere fiziksel şiddetle karşılaşmanın en hayvani boyutuna dayak yemek denir.
yemedim de az kaldı çok da güzel yiyecektim. en azından bir yumruk gelirdi.
şimdi bilenler bilir, bilmeyenlere de lazım değil zaten. olayı anlatabilmek için söylüyorum. havaalanında çalışıyordum. daha yeni açılmıştı birkaç sene önce. daha doğrusu bina değişti. neyse bagajlar filan gelmiyor hak getire, hani bir yarım saat beklemek filan değil bayaa bayaa gelmiyor. biz fakirler de mecbur yolculara ık bık yapa yapa ha şimdi gelecek, eli kulağında indirmişler uçaktan, hah geldiii...derken bir anda bekleyen yolcular üzerimize üzerimize gelmeye başladı. hem yutkunuyoruz hem hala anlatmaya çabalıyoruz. normalde 5 kişiysek iki tanesi fırsat bu fırsat kaçmış "ben bir bagajlar geliyor mu bakayım" diye. prr...ara ki bulasın.
ben zavallım ofiste ha gayret uğraşıyorum. salonun kapısı da ofisin uzağında ve tam karşısında. yolcu da gelmiş (bu öyle teslim almaya gelmiş sırf) kapıya doğru çıkmaya yeltendim alayım diye. bırakmıyor ki kapıdaki illa eşlik edeceğiz.
tam çıkmaya yeltendim ofisten, amcamın bir tanesi "hooop nereye" diye çıkışmaz mı. o sinirle "kaçmıyoruz ya" filan demiş bulundum. halen söyleniyor. ben de söyleniyorum
buraya kadar dayak riski yok.
lakin tam kapıya yaklaşırken ben biraz daha kabalaştım. o sırada bagajını beklemekten bitap düşmüş bir abla "sen ne diyorsun" dedi. sana demedim dedim ben de. hayatta da sen diye konuşmam fakat o dönemki korkunç ortam insanı katil eder.
neyse akrabasıymış o amca bunların. okurlarsa filan kusura bakmasınlar. oldu öyle.
sonra zaten ofisin oraya gelip pataklamak için küçük bir girişimde de bulundular ama dövemediler.
dayak insanca değildir. dövmeyin. *
şimdi o zamanlarda dayanamayarak laf soktuğum, içimden küfür ettiğim, kendimden nefret ettirdiğim tüm insanlardan özür diliyorum. *.