Ani gelen bir ölüm haberi de insanı dumur edebilir. Tanıdığım bir hanım vardı. Sık sık gülen, muzip, şakacı, hatta bazen şakaları samimiyet sınırlarını zorlayan bir kadındı.
Bu hanım geçen hafta işten yorgun argın eve gelmiş. Mutfağa girmeden önce biraz dinlenmek için kanepeye uzanmış ama yorugunluğu geçmemiş. Mutfağa girmiş, iş yapamadan çıkmış. Halsizlik ve bitkinlik son safhadaymış. Doğru SSK hastanesine gitmiş. Kadıncağızdan tahliller falan alınmış ve "bu gece burada yatacaksınız" demişler. Fakat sabaha karşı yaşamını yitirmiş bu hanım.
Sabah işe gelmeyince arkadaşları merak edip evini aramışlar ve kızından hastaneye gittiğini öğrenmişler. Aralarından bir kaçı doğru hastaneye gitmiş ve arkadaşlarının öldüğünü öğrenmişler. Doktorların dediğine göre kadıncağız kan kanseri imiş. Ama kanser olduğunu kendisi de bilmiyormuş. Hastalık ilerlemesine rağmen farkına varamamış tâ ki son güne kadar.
Çok üzüldüm. Kadıncağız kimsesizdi. Yetişme çağındaki kızı ortada kaldı ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna verildi. Fakat sadece üzgün değilim, dumura da uğramış durumdayım. Bir insan nasıl olur da son güne kadar kansere yakalandığını anlayamaz. Bu hastalık en geç anlaşıldığı durumda bile bir ay öncesinden yatağa düşürür insanı. Bir gün öncesine kadar normal seyreden yaşam performansı yerini son gün halsizliğe, sabah da ölüme terk ediyor. Acaba diyorum bir ihmâl mi söz konusu?