oyunlarını muammer karaca sahnesinde oynamaktadır.. yeri galatasaray'dan tünele giderken, kilisyei geçtikten yaklaşlık yüz metre sonra soldaki sokaktır.. girişinin tam karşısında bir çay ocağı ve önünde tahta masalar vardır.. eğer biraz şanslıysanız ve oyuna biraz erken giştmişseniz o masalarda oyuncular ile birlikte çay içme ve sohbet etme fırsatını yakalayabilirsiniz. ayrıca oyunu beklerken her an bir yerden genco erkal çıkabilir ve siz şaşkın şaşkın bakarken, konuşsam ama ne desem diye düşünürken yanınızdan geçip gidebilir..
bir seferinde bi kaç arkadaş karar vermiştik dostlar tiyatrosunda bir oyun izlemeye*. telefonla yapılan rezervasyondan sonra oyundan bir kaç saat önce geldik taksime.. tiyatroyu arıyoruz.. o zamanlarda çömeziz biraz da istanbulda. neyse efendim, istiklal caddesine girdik.. büfelere soruyoruz, bilen yok.. polise soruyorz bilen yok.. en sonunda zeki bir arkadaşımız 'abi tiyatroyu arasak ya' dedi.. bizden 'en azından bizden zeki adam vayy be' diye kısa bir süre düşündükten sonra konturu en bol arkadaşıda ikna ederke aradık.. konuşma görevi ise bana düştü....
çalan telefonda yaşlı bir adam sesi..
ben -e efendim iyi günler. biz tiyatronuzun yerini bulamıyoruz. bir tarif edebilir misiniz?
yaşlı adam sesi - tabi oğlum,şu an nerdesiniz siz?.
..........
.......
şeklinde bir tarif süreci yaşanır. on dakikaya kalmaz buluruz tiyatroyu. gişeye yöneliriz biletleri almak için. camlar karartılmıştır ve içerideki yaşlı amca pek seçilemez.. iyi günler denir içeriye, 'biz rezervasyon yaptırmıştık biletlerlerimizi alabilir miyiz.?'
siz az önce telefonla arayan gençler misiniz der içerideki bey amca.. evet denir biz onlarız. bilet alınır, gişeden biraz uzaklaşılır ve tam o sırada gişenin yanındaki kapı açılıp biletleeri kesen adam çıkar dışarıı... ve o dakikada anlaşılır ki, telefonla yer tarif eden bey amca da, biletlerimiz verne bey amca da genco erkal'ın ta kendisidir..
bu örnek sanırım yeterlidir genco erkal'ın bu tiyatro için ne kadar çabaladığını anlatmk için.. gerçekten de her köşesinde emeği vardır...